(6100 S. K. m. 371, 373)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Ordu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.03.2018 tarihli ve 2017/49 Esas, 2018/99 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin esasa ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin yargılama giderlerine ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez taraf vekillerinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, dava konusu taşınmazın fırın olan kısmının davalı tarafça çok uzun yıllardır herhangi bir hakka dayanılmaksızın işletildiğini, müvekkillerinin muris S.'nin ölümünden sonra davalıya bu bölümü boşaltması gerektiğini sözlü olarak ilettiklerini, davalının ise babasına düşen hisseyi kullandığını beyan ederek taşınmazı boşaltmadığını öne sürerek taşınmazın fırın kısmına elatmanın önlenmesine, davalının tahliyesine, 2015-2016 tarihleri arasına ilişkin 15.000 TL ecrimisilin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazın fırın kısmının her iki muris sağ iken muvafakatları uyarınca 1986 yılında ağabeyi Ş.'nün elden anahtar parası vererek işletmeye başladığını, 2006 yılında ise dedesi S.'nin muvafakati ile fırını ağabeyinden para karşılığında kendisinin devraldığını, dedesi ile Belediyeye verilmek üzere kira sözleşmesi imzaladıklarını, dedesinin ölümü ile mirasçılarının kira sözleşmesinin tarafı olduklarını, fırına karşılık olarak murisler sağken ve öldükten sonra fırının üzerindeki meskenlerin ve diğer dükkanların kiralarını diğer mirasçıların aldıklarını, fırının üzerindeki meskenlerde Ordu’ya geldikleri zaman davacıların kaldığını, anahtarı verdikleri bakıcının da kalmaya devam ettiğini, dava konusu taşınmazda babasının hissesine denk gelen fırın bölümünü kullandığını açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davalının işletmiş olduğu fırına ilişkin olarak davacıların hisselerine düşen kira bedelini ödemediği, bu hisseleri işgal ettiği, davacıların murisleri ... ile davalı arasında fırına ilişkin kira kontratı yapmışlar ise de kira kontratının murisin ölümü ile sonlandığı davacıların miras hakkına dönüştüğü, taraflar arasında intifadan men şartının gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davalının taşınmazın fırın kısmına vaki elatmasının önlenmesine, tahliye talebinin reddine, 15.000 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hükme karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalının, babası B.'nin 6/20 hissesi dışında davacılara ait toplam 14/20 hissenin bulunduğu fırını işgal ettiği, fırın üzerinde davalının babasına ait müşterek mülkiyete tabi hisse bulunduğundan tahliye kararı verilemeyeceği, davalı ile davacı murisleri ... arasında kira sözleşmesi yapılmış ise de sözleşmenin murisin ölümü ile sonlandığı, davacıların miras hakkına dönüştüğü, davacı tarafça keşide edilen ihtarname uyarınca davalının fuzuli şagil konumuna düştüğü, ancak dava konusu taşınmaz bölümü fırın olmasına rağmen tüm binanın değeri üzerinden yargılama giderlerine hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile davacılar vekilinin tahliye talebinin reddine ilişkin, davalı vekilinin ise esasa ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin yargılama giderlerine ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının belirtilen bu yönlerde düzeltilerek esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; dava konusu 375 ada 9 parsel sayılı taşınmazın 26.01.1978 tarihinde tapulama sebebi ile davacıların anne-babası olan ... ve... adına 1/2 hisselerle tescil edildiği, kayıt maliki...’ın 26.03.1988 tarihinde, ...’ın ise 07.03.2014 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçı olarak davacıların yanı sıra, davalının babası B. ile dava dışı V. ve A.’ın kaldığı, 03.12.2015 tarihinde taşınmazın mirasçılara paylı mülkiyet hükümleri uyarınca intikal ettiği, V. ve A.’ın 04.12.2015 tarihinde paylarını davacı ... ile davalının babası B.'ye sattıkları, eldeki dava tarihi itibarı ile davacı ...’nın 10/20, davacı ...’nin 4/20, davalının babası B.’nin ise 6/20 pay sahibi oldukları, davalının dava konusu taşınmaz bölümünü babasına tebaan kullandığını beyan ettiği, bunun yanı sıra TAKBİS kayıtlarına göre Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinden sonra babasının vefatı nedeni ile dava konusu taşınmazda paydaş sıfatını kazandığı, tüm bunların yanısıra taşınmazın “altında fırını olan kargir ev” niteliği ile tapuda kayıtlı olduğu, taşınmazda kat mülkiyeti/kat irtifakının kurulu olmadığı, zemin katı fırın, birinci, ikinci ve teras katları mesken olarak kullanılan bina olduğu, davaya konu yerin ise zemin katta yer alan fırın olduğu anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, davanın paydaşlar arasındaki elatmanın önlenmesi ve ecrimisil niteliğinde olduğu açıktır.
Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil ve/veya elatmanın önlenmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı ya da kullanılabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil ve/veya elatmanın önlenmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Somut olaya gelince; Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli ve elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Şöyle ki, her ne kadar dava konusu yer taşınmaz üzerinde yer alan binanın zemin katında yer alan fırın olsa da, taşınmazda kat mülkiyeti/kat irtifakının kurulu olmadığı nazara alınarak taşınmazın tümü bakımından tüm paydaşları arasında kabul edilmiş olan fiili bir kullanım biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde durulmadığı gibi, davacının payına karşılık kullanabileceği çekişmesiz alanlar olup olmadığı da saptanmış değildir.
Hal böyle olunca; dava konusu taşınmazda fiili kullanım biçiminin oluşup oluşmadığı, taşınmaz üzerinde yer alan binada kimin hangi bölümü kullandığı tespit edilerek, fiili kullanım biçimi oluşmamış ve sınırlar belirsiz ise davacının çekişmesiz olarak kullanabileceği kısımlar bulunup bulunmadığının saptanması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma neden ve şekline göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nin 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 08.04.2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)