(6100 S. K. m. 371, 373)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Batman 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.07.2017 tarihli ve 2014/131 Esas, 2017/306 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalılar vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait 2, 17, 18 bağımsız bölüm numaralı taşınmazlara davalıların hiç bir hakları bulunmadığı halde elattıklarını, hak iddia ederek kullanmaya başladıklarını öne sürerek elatmanın önlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkillerinden ...'ın 1. kat 3 nolu dairenin, Hasan'ın 5. kat 2 nolu dairenin, ...'ın ise 5. kat 1 nolu dairenin müteahhit ile yapılan sözleşme uyarınca malikleri olduklarını, dava dilekçesinde yer alan zemin kat ve teras katların müvekkilleri ile ilgisinin olmadığını, müvekkillerinin yaklaşık 4 senedir kendilerine ait bağımsız bölümlerde oturduklarını, abonelikleri yaptırdıklarını, müteahhit tarafından yerine getirilmeyen bir çok eksiği kendi aralarında tamamladıklarını, davacının satın alma işleminin muvazaalı olduğunu, satın aldığını iddia ettiği taşınmazın görülmeden, irdelenmeden hakimiyet alanına geçirilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu açıklayarak davanın öncelikle husumetten, olmadığı takdirde esastan reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bilirkişi raporları çerçevesinde dava konusu 15888 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binanın fiili bağımsız bölüm dağılımı ile binanın onaylı mimari projesinin birbiriyle uyumlu bulunmadığı, bağımsız bölümlerin numaralandırmasının fiiliyatta manuel olarak gerçekleştirildiği ve mimari projeden farklı olduğu, halihazırdaki bağımsız bölüm numaralarının kontrol ve denetiminin mümkün bulunmadığı; davacı tarafın el atmanın vaki olduğunu iddia ettiği 2, 17 ve 18 nolu bağımsız bölümlerin de bu çerçevede proje ile karşılaştırılarak tam olarak tespit edilemediği, davacı tarafça dava konusu ve haksız el atma olgusunun usulüne uygun şekilde ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hükme yönelik davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu taşınmaz üzerinde kat irtifakı tesis edilmiş halde bulunan binanın, projesine aykırı olarak yapıldığı ve binanın, bu haliyle imar mevzuatı gereğince kaçak yapı niteliğinde bulunduğu, projesine aykırı yapılan binada kat irtifakı tesis edilen bağımsız bölümlerden daha fazla bağımsız bölüm bulunduğu, gerek mahkemece yapılan keşifte ve gerekse 3091 sayılı Yasa hükümleri gereğince yapılan idari tahkikatta tespit edildiği üzere binada bulunan ve 2, 17 ve 18 numaraları üzerinden numaralandırılan bağımsız bölümlerde davalıların oturmakta oldukları, 18 nolu dairenin davalı ... isimli kişiden kiralanmak suretiyle davalı ... tarafından kullanılmakta olduğu, 17 nolu dairenin ...'dan satın alındığından bahisle davalı ... tarafından kullanılmakta olduğu, 2 no'lu dairenin ise davalı ... tarafından kullanılmakta olduğu, davalıların dava konusu taşınmazda mülkiyetten kaynaklı herhangi bir haklarının bulunmadığı, davalıların dayandığı harici satış sözleşmelerine satıcı olarak imza koyan kişilerin de mülkiyetten kaynaklı herhangi bir haklarının bulunmadığı, binayı yapan müteahhitin, arsa sahibi ile yaptıkları sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmesi durumunda, müteahhitten bağımsız bölüm alan kişilerin, harici sözleşmeden doğan kişisel hakkını arsa sahibine ya da onun haleflerine karşı ileri sürebileceği, ne var ki, buna yönelik her hangi bir savunmada bulunulmadığı, bir başka ifadeyle, davalılarca, ikamet ettikleri dairelerin müteahhide düştüğü ve müteahhidin de edimini yerine getirmiş olduğundan dolayı bağımsız bölümlerin mülkiyet hakkını istemek hususunda şahsi hak sahibi oldukları yönünde her hangi bir savunmada bulunarak ispatta bulunulmadığı karşısında, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde, somut olayı uygun düşmeyen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak 15888 parsel sayılı taşınmazda bulunan 4. kat 18 no'lu bağımsız bölüme yönelik davalılar ... ve ... tarafından vuku bulan müdahalenin menine, 4. kat 17 no'lu bağımsız bölüme yönelik davalı ... tarafından vuku bulan müdahalenin menine, zemin kat 2 no'lu bağımsız bölüme yönelik davalı ... tarafından vuku bulan müdahalenin menine karar verilmiş; hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya elverişli olduğu söylenemez.
Şöyle ki, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre; kat irtifakı kurulu arsa niteliğindeki ana taşınmaz üzerinde yer alan zemin kat 2 nolu, teras kat 17 ve 18 numaralı bağımsız bölümlerin davacı adına kayıtlı olduğu, davalıların ana taşınmaz ve üzerinde yer alan bağımsız bölümlerde mülkiyetten, kayıttan kaynaklanan herhangi bir haklarının bulunmadığı, onaylı mimari projelere göre dava konusu bağımsız bölümlerin yer aldığı binanın bodrum, zemin, 3 normal kat ve teras kat olmak üzere toplamda 6 katlı olduğu, bodrum katta otopark, sığınak ve kapıcı dairesi, zemin kat ve üç normal katta 4’er dairenin, teras katında ise iki adet dairenin bulunduğu, bağımsız bölüm dağılımına göre 2 numaralı bağımsız bölümün zemin katta, 17 ve 18 numaralı bağımsız bölümlerin ise teras katta yer aldığı, ancak binanın fiilen zemin kat, 5 normal kat ve teras kat olmak üzere 7 katlı olduğu, proje ve ruhsata göre iki katın fazladan yapıldığı, projeye aykırı olarak bodrum katın bulunmadığını, zemin katta projesindeki gibi 4 dairenin bulunduğu, teras katın ise fiilen normal kat gibi 4 daire üzerinde yapıldığı, üzerine iki kat daha çıkıldığı, dava konusu bağımsız bölümlerin bulunduğu binanın projeye aykırı inşa edildiği, mimari proje ile fiili durumun birbiriyle örtüşmediği sabittir.
Bu durumda, mahallinde yeniden uzman bilirkişi heyetiyle keşif yapılarak mimari projenin yerinde uygulanması, projeye aykırılıkların hangi bağımsız bölümlerde meydana geldiğinin, davacının tapu kaydında malik göründüğü dava konusu 2, 17, 18 nolu bağımsız bölümlerin fiili duruma göre binanın hangi bağımsız bölümlerine denk geldiği ve bu bağımsız bölümlerin kimler tarafından kullanıldığının, bunun yanısıra binanın tüm bağımsız bölümlerinin hali hazırdaki fiili kullanım durumunun tapu kayıtları ile karşılaştırılmak sureti ile denetime elverişli olacak şekilde tespit edilip oluşacak sonucu göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kabule göre de, dava konusu 17 nolu bağımsız bölüme ilişkin olarak davada taraf olarak yer almayan ... aleyhine hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HMK'nin 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 18.03.2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)