(2004 S. K. m. 99, 193)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Bakırköy 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 11.01.2018 tarihli ve 2017/478 Esas, 2018/31 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı alacaklı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı alacaklı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı alacaklı vekili, borçlu ile üçüncü kişi şirketler arasında organik bağ olduğunu, mahcuzların borçluya ait olduğunu açıklayarak, davanın kabulü ile üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, haczedilen malların müvekkiline ait fabrika içerisinde bulunan ve mütemmim cüz niteliğinde bulunan menkuller olduğunu, bu menkullerin fabrikadan ayrı olarak haczinin mümkün olmadığını, haczedilen menkullerin borçlu şirkete ait olmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, haczin borçlu şirketin ticaret sicilde kayıtlı adresinde yapılmadığı, haciz sırasında borçlu hazır olmadığı gibi borçluya ait herhangi bir belge bulunmadığına göre mülkiyet karinesinin üçüncü kişi lehine olduğu, davalı üçüncü kişi şirket ile borçlu şirket arasında organik bağ bulunduğuna ilişkin delil bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı alacaklı vekilince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 19.7.2018 tarihli ve 2018/ 919 Esas, 2018/ 1901 Karar sayılı kararı ile; ticaret sicil kayıtları, şirketlerin kuruluş tarihi, bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriğine göre davacı alacaklı tarafından borçlu şirket ve istihkak iddiasında bulunan şirket arasında organik bağ bulunduğu iddiası ispat edilemediğinden davanın reddine ilişkin mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğundan istinaf talebinin reddine karar verilmesi üzerine; istinaf kararı davacı alacaklı vekili tarafından bu kez temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Dosya içeriği ve UYAP kayıtlarına göre, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.4.2018 tarih 2018/ 30 Esas, 2018/ 413 Karar sayılı kararı ile borçlu ....Gıda San. Dış. Tic. Ltd.Şti’nin iflasının açıldığı, kararın 8.5.2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
İflas davasının sonucunda verilecek iflas kararı kesinleştiğinde, borçlu hakkındaki icra takipleri düşeceği için dava konusu haciz de ortadan kalkacaktır. (İİK'nin 193/2. maddesi)
Borçlu şirket hakkında verilen iflas kararı, istihkak iddiası hakkında verilen karardan sonra kesinleşmiştir. Bu durumda, Mahkemece, adı geçen borçlu şirket yönünden, İİK'nin 193/2 maddesi uyarınca takibin düştüğü ve hacizlerin kalktığı, dolayısıyla dava konusuz kaldığından, istihkak davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, yargılama giderleri ile maktu karar ve ilam harcının ve nispi vekalet ücretinin davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesi için hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK'nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 23.06.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)