(1086 S. K. m. 428, 440)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde, vekil edeninin 08.02.2013 tarihinde tapudan satış suretiyle edindiği 572 ada 18 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki D blok zemin kat 2 nolu bağımsız bölümün onun bilgisi ve rızası dışında 03.09.2014 tarihinden beri herhangi bir hukuki dayanak olmaksızın davalının işgalinde ve kullanımında olduğunu, davalıya taşınmazı tahliye etmesi konusunda Ankara 52. Noterliği aracılığıyla keşide edilerek gönderilen 03.11.2014 tarihli ve 32444 yevmiye nolu ihtarnameye rağmen davalının taşınmazdaki haksız işgalinin devam ettiğini açıklayarak, davalının haksız olarak işgal ettiği dava konusu taşınmazdan tahliyesini ve taşınmazı haksız olarak işgali nedeniyle vekil edeninin haksız işgalin varlığını öğrendiği 03.09.2014 tarihinden dava tarihi olan 11.03.2015 tarihine kadar olan süreyi kapsamak ve fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere toplam 3.000,00 TL ecrimisilin 03.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı cevap dilekçesinde dava konusu bağımsız bölümün oğlu ile eşi tarafından dava dışı ... Turizm Ticaret Limited Şirketin’den 65.000,00 TL satın alındığını, taşınmazın içinin tadilat işlerinin de aynı şirkete yaptırıldığını, tadilat işlerinin bitmesi üzerine eşinin 2014 tarihinden beri taşınmazda oturmakta olduğunu, eşinin taşınmazı anılan dava dışı şirketten satın almış olmasına rağmen şirketin tapudan devir işlemini yapmadığını, bunun üzerine şirket yöneticileri ile onlarla birlikte hukuka aykırı olarak hareket eden diğer kişiler hakkında dolandırıcılık suçundan dolayı Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, kendisinin davada taraf ehliyetinin olmadığını ve bu nedenle davanın öncelikle husumet yokluğu nedeniyle, olmadığı takdirde ise esastan reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın 25.10.2010 tarihli satış vaadi sözleşmesine göre davalının oğlu ...ile eşi ...tarafından ... Turizm Tic. Ltd. Şti'den satın alınmış olduğu ve bu sözleşmeye dayalı olarak taşınmazın kullanıldığının anlaşılmış olduğu gerekçesiyle davanın (husumet yokluğu nedeniyle) reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava mülkiyet hakkına dayanan elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Somut olayda, iddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanması, taşınmazda uzman bilirkişilerin refakati ile keşif yapılması, davacının dava dilekçesinde delil olarak dayandığı, ancak karar duruşmasına kadar kendisinin sunmadığı ve sunmak üzere mahkemece usulüne uygun surette ihtaratlı kesin süre ile imkan verilmediği tanık delili bakımından tanık listesini sunmak üzere kendisine süre ve imkan verilmesi, sunduğu takdirde bu tanıkların dinlenmesi, keza davalının cevap dilekçesinde isimlerini bildirdiği tanıklarının dinlenmesi ve bu suretle davalının dava konusu taşınmazda fiili olarak tecavüzünün bulunup bulunmadığının belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği halde, iddia ve savunma çerçevesinde tarafların delilleri toplanmadan, uzman bilirkişiler refakatinde keşif yapılmadan, tarafların tanıkları dinlenmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca 440/1. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 18.06.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)