(6100 S. K. m. 4)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkilinin 1231 ada 14 parsel sayılı Hazine adına kayıtlı taşınmazın tamamının uzun zamandan bu yana kiracısı olduğunu ve kira bedelini ödediğini, 16.06.2009 tarihinden 01.08.2011 tarihleri arasında müvekkilinden kira bedeli talep edilmemesine rağmen davalı kurumun ihbarname göndererek bu zaman aralığı için 75.000,00 TL kira bedeli talep ettiğini, müvekkilinin kira bedelini ödemediği dönemler itibariyle en son ödediği kira bedeli ödemeleri baz alınmak üzere yıllık %10 artışla ödemeyi kabul ettiğini belirterek ödemesi gereken miktarın dava tarihi itibari ile 26.500,00 TL kadar olduğu kanaatinde olduklarını, bu nedenlerle davalı kurumun müvekkilinden fazladan talep ettiği 49.000,00 TL tutarında borçlu olmadığına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının davalıya 49.000,00 TL borçlu olmadığının tespitine, karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nin 4/1-a maddesinde, Sulh Hukuk Mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'na göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları görürler, hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda; davacının, 19.07.2011 tarihinde yapılan ihale ile davalı kurumdan kiraladığı ve taraflar arasında beş yıl süreli yazılı kira sözleşmesinin akdedildiği, davacının kira ilişkisi kurulmadan önce de dava konusu taşınmazı kullandığı, davalı kurumun 12.09.2011 tarihli ecrimisil ihbarnamesi ile 16.06.2009 ila 01.08.2011 dönemi için toplam 75.500,00 TL ecrimisil tahakkuk ettirdiği, davacının tahakkuk edilen bedelin fazla olduğundan bahisle eldeki menfi tespit davasını açtığı anlaşılmıştır. Her ne kadar dava tarihi itibariyle taraflar arasında kira ilişkisi mevcut ise de talep konusu dönem itibariyle taraflar arasında kira ilişkisi bulunmadığı sabittir.
Davanın, 6100 Sayılı HMK'nin yürürlüğe girmesinden sonra 31.10.2011 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde açıldığı , Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verildiği, kararın kesinleşmesi üzerine talep sonucunda dosyanın Sulh Hukuk Mahkemesine gönderildiği anlaşılmıştır. Görev, kamu düzenine ilişkin olup bu hususun yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerekir. Mahkemece dava konusu dönem itibariyle taraflar arasında kira ilişkisi bulunmadığı üzerinde durularak dava dilekçesi görev yönünden ret edilerek görevsizlik kararı ile dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerekirken, işin esasının incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 10.09.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)