(6100 S. K. Geç. m. 3) (YHGK. 25.02.2004 T. 2004/1-120 E. 2004/96K.)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili ile davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, haksız ve kötü niyetli işgal edilen ve muvazaa nedeniyle tapusu iptal edilmiş olan Milas .... Köyü 939 parselde kayıtlı 19.991 m2 miktarlı taşınmazdan, davacıların miras payları oranında, elde edilemeyen ürün değerleri ve tam gelir yoksunluğu tazminatı bedelinin 18.02.1990 tarihinden itibaren, davalılar .... ve ...'dan müştereken, yine Milas .... 28 parselde kayıtlı 4875 m2 miktarlı taşınmazdaki 12/16 hisseden davacıların miras payları oranında elde edilemeyen ürün değerleri ve tam gelir yoksunluğu tazminatı bedelinin 28.02.1990 tarihinden itibaren davalı ...'dan olmak üzere, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla miras payları oranındaki toplam ürün değerlerinin her yıl için ayrı ayrı işleyecek yasal faizleriyle birlikte şimdilik 8000 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, zamanaşımına itirazlarının olduğunu da belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne, 4.648,99 TL tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan alınarak davacılara verilmesine, 3.351,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı ...’den alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, hüküm süresi içinde davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacılar vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalılar vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere; ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan malikin, malik olmayan kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurdukları kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı). 25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup, bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçeleri bilimsel verilere ve 6100 sayılı HMK'nin 266. vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davaya konu 939 parselin tamamı ve 28 parselin ise 12/16 hissesinin davacılar ve davalılardan Şükrü’nün murisi adına kayıtlıyken, 939 parselin, 18.01.1990 tarihinde satış yoluyla davalılar Şükrü ve eşi .... adına 1/2 hisseli olarak, 28 parselin ise 28.02.1990 tarihinde satış yoluyla davalılardan .... adına tescil edildiği, murisin 31.07.1991 tarihinde vefat ettiği, davacılar tarafından davalılara karşı 23.12.2005 tarihinde muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davası açıldığı, davanın kabul edilerek 03.12.2008 tarihinde kesinleştiği, her iki parselin 09.07.2009 tarihinde ise hükmen paylı mülkiyet şeklinde davacılar ve davalılardan Şükrü adına tescillerinin yapıldığı, her iki parselin tapuda tarla vasfıyla kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davaya konu 939 parselin 8.817 m2 kısmının çalılık olduğu, bu kısmın tarımsal faaliyete uygun olmadığı kabul edilerek bu kısım üzerinde ecrimisil hesabı yapılamayacağı, 8.500 m2 alanın zeytinlik olduğu kabul edilerek 2009 tarihinden geriye doğru murisin vefat tarihi olan 1991 yılına kadar toplam 8.212,50 TL, 1.983 m2 alan üzerinde buğday tarımı yapılabileceği kabul edilerek 1991-2009 arası toplam 5.280,93 TL olmak üzere toplam 13.493,43 TL, davacıların miras payları doğrultusunda toplam 10.120 TL ecrimisil talep edilebileceği, 28 parselin de buğday tarımı yapılmaya müsait olduğu kabul edilerek 1991-2009 tarihleri arasındaki dönem için 12.968,12 TL hesap edildiği, davacıların miras payları doğrultusunda 7.294 TL ecrimisil talep edebileceği, fakat taleple bağlı kalınarak, davacıların talebine göre oranlama suretiyle, 939 parsel için 4.648,99 TL, 28 parsel için 3.351 TL tazminatın dava tarihinden itibaren faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmiş ise de, dosya kapsamında, 939 parselin 8.500 m2’lik kısmının davalılar tarafından temizlenip aşılanmak suretiyle zeytinlik haline getirildiği anlaşıldığına göre, taşınmazın bu kısmının davalılar tarafından zeytinlik haline getirildiği gözönünde bulundurularak, ecrimisilin, taşınmazın bu kısmının zeytinlik haline getirilmeden önceki hali esas alınmak suretiyle hesaplanması gerekirken, taşınmazın davalılar tarafından meydana getirilen zeytinlik vasfı esas alınmak suretiyle hesaplama yapılması doğru olmamıştır.
Ayrıca, davalılar vekili tarafından süresi içinde zamanaşımı def’inde bulunulduğuna göre, bu def’i dikkate alınarak, dava tarihinden itibaren geriye doğru 5 yıllık dönem için ecrimisil hesabı yapılması gerekirken, murisin ölüm tarihi ile dava tarihi arasındaki dönem için ecrimisil hesaplanması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 Sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’nin 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacılar vekilinin tüm, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’nin 440/1. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz eden davalılara iadesine, 29,20 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 25,20 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, 02.03.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)