MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Müdahalenin Önlenmesi, Eski Hale Getirme Ve Maddi Tazminat
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesinde belirtilen dava konusu taşınmazın, davalı şirketin komşu parselde yaptığı kazı ve hafriyat çalışmaları nedeniyle istinat duvarının yıkıldığını, siteye ait bloklarda çökme tehlikesi olduğunu, zararların oluştuğunu belirterek, müdahalenin önlenmesini, taşınmazın eski haline iadesini ve meydana gelen zararların tazminini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi, eski hale getirme ve maddi tazminat isteğine ilişkindir.
1. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde, Mahkemece, alınan bilirkişi raporlarına göre, kazı ve hafriyat işi yapılan cephede bulunan binaya verilmiş bir zarar bulunmadığı, binada çatlama, kayma vs olmadığı ve bina statiğinin olumsuz etkilenmediği, istinat duvarının da davalı tarafından yaptırıldığı gerekçesiyle, davacının tazmini gerekir zararı olmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. 06.06.2011 tarihli keşif neticesinde alınan 20.06.2011 tarihli inşaat bilirkişisi raporunda, davacı tarafa ait binanın kazı yapılan güney tarafı, kazı tabanından yaklaşık 2 mt yukarısında iri taşlı dolgu olup, dolgulu kısımda güney doğru hafif kayma gözlemlendiği, davacı tarafa ait 5 katlı binanın güney tarafının balkon altındaki kayrak taşı dış cephe kaplamalarında, 3 yerde düşey çatlamalar, balkonda yapılan inceleme güney balkona bakan pencerenin alt kenarında yine düşey çatlama gözlemlendiği, bu binanın batıdan girişindeki dairenin güneyindeki sövelerin birleşme yerlerinde açılma olup, aynı binanın 2. katındaki pencere altlarında, güney-batı köşede sıva çatlaklarının olduğunun gözlemlendiğinin belirtildiği, 28.03.2012 tarihli keşif neticesinde alınan 17.05.2012 tarihli inşaat bilirkişisi raporunda istinat duvarına ilişkin kısım dışında diğer zararların olduğuna yönelik iddialara ilişkin kısım yönünden ilk keşifte alınan rapora atıf yapıldığı anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, 20.06.2011 tarihli inşaat bilirkişisi raporundan zararın oluştuğunun tespit edildiği ve zarar davalı şirketin yaptığı inşaat çalışması sırasında kayma nedeniyle oluştuğundan illiyet bağının da olduğu anlaşılmakla, 20.06.2011 tarihli inşaat bilirkişisi raporunda tespit edilen oluşan zararlar yönünden hesaplanacak tazminata karar verilmesi gerekirken, davanın tümden reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda (2) nolu bentte gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen sebeplerle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy