MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın görev yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, vekil edeninin maliki olduğu 9 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binadaki 1 nolu bağımsız bölümü, davalının haksız olarak işgal ettiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 18.400,00 TL ecrimisil tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir
Davalı vekili, dava konusu taşınmazı 05.02.2009 tarihinde kiraladığını, ödemeleri bazen davacıya bizzat, bazen üst katta oturan oğluna elden yaptığını, belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taraflar arasında kira sözleşmesi bulunup bulunmadığının görevli mahkemece değerlendirilmesi gerektiği bu nedenle davaya bakma görevinin Sulh Hukuk Mahkemelerinde olduğu gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, mülkiyet hakkına dayalı ecrimisil isteğine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 9 parsel sayılı taşınmazın tam hisse ile davacı adına tapuda kayıtlı olduğu, taşınmazda kat irtifakı/kat mülkiyetinin kurulu olmadığı, dava konusu taşınmazda davalının kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının olmadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, Mahkemece, kira ilişkisinden söz edilmek ve davanın sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği belirtilmek suretiyle görevsizlik kararı verilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, eldeki dava, davalının çekişme konusu taşınmazı fuzulen işgal ettiğinden bahisle açıldığına göre; anılan isteğin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerinden kaynaklandığı ve uyuşmazlığın çözümünün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2/1. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinin görevinde bulunduğu kuşkusuzdur.
Hâl böyle olunca, işin esasının incelenmesi, taraflar arasında hukuken geçerli bir kira ilişkisinin varlığının saptanması halinde davanın reddedilmesi, aksi halde ecrimisil yönünden bir karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.03.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy