MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen davada; Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Dairece dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, müvekkili ile davalının ortak murislerinin tam malik olduğu ve taraflara intikal eden dava konusu 3 numaralı bağımsız bölümü davalının murisin ölümünden bu yana bedel ödemeksizin kullandığından ileri sürerek 11.05.2011-22.09.2014 arası dönem için 10.821 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; paydaşlar arası ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden dava konusu 3 numaralı bağımsız bölümün tarafların ortak murisinden intikal ettiği, dava konusu taşınmazda hak sahibi olan davacı ve davalı dışında bir mirasçı daha bulunduğu, mahkemece paydaş taraflar arasında diğer paydaşın taşınmazı kullanımının engellenmesi yolunda intifadan men koşulu niteliğinde yazılı ve sözlü ihtar unsuru iddia konusu edilmeyip delillendirilip ortaya da konulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, dava dilekçesi ekinde davacının delil listesi sunup tanıklarını da bildirdiği sabittir.
Bilindiği gibi, gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler.
Hemen belirtilmelidir ki, davaya konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır.
Paydaşlar arasında ecrimisil talebi bulunması durumunda davaya konu taşınmazlar yönünden intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/3-131 E, 2002/114 K sayılı ilamı)
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazla ilgili olarak her türlü delille ispatı mümkün olan intifadan men olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmamış, davacı yanın dava dilekçesi ekinde sunduğu deliller toplanmadan karar verilmiştir.
Hâl böyle olunca, yukarıda değinilen ilkeleri kapsar biçimde araştırma ve inceleme yapılması, tarafların bildirdikleri tüm delillerin toplanması, intifadan men olgusunun her türlü delille ispatlanabileceği de gözetilerek araştırma ve inceleme yapılarak karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy