MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Dava dilekçesinde, ... köyünde kain toplulaştırma öncesi 43, 44 ve 45, yeni 101/1, 101/2, 102/1, 142/2, 143/1, 144/1, 115/1, 145/1, 145/2 parsel sayılı taşınmazların, davacıların kök murisi ... adına ...1285 tarihli ve 126 nolu tapu kaydı bulunmasına ve taşınmazlara zilyet olunmasına karşın, 1964 tarihli kadastro çalışmaları sırasında davalıların hukuka aykırı eylemleri neticesinde taşınmazların davalıların adına tespit edildiği, bu durumun Şanlıurfa Kadastro Mahkemesinin 2007/5-2007/11 sayılı kararı ile sabit olduğunu, kararın kesinleşmesi sonrasında davalılar adına kayıtlı olan tapu iptal edilerek davacılar adına tescilinin sağlandığı, uzun yıllar haksız olarak taşınmazın davalılarca kullanıldığı ve davacıların tasarruftan men edildiği iddia edilerek, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 10.000,00 TL ecrimisilin yasal faiziyle davalılardan tahsiline karar verilmesi istenmiş, davalılar iyiniyetli olduklarını ileri sürerek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, zilyet olmayan malikin ecrimisil davası açabileceği, mülkiyeti ihtilaflı döneme ilişkin ecrimisil istenemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava ecrimisil istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacılarca 25.06.1971 tarihinde açılan dava ile 1964 tarihli kadastro tespitine itiraz edilerek mülkiyet iddiasında bulunulmuş ve davalıların dava konusu taşınmazları kullanmalarına rızalarının bulunmadığı bildirilmiştir. Yargılama sonunda Şanlıurfa Kadastro Mahkemesince verilen 2007/5-2011/1 sayılı kararda; eldeki dava davacılarının dava konusu taşınmazlarda tapuya dayalı miras nedeniyle hak sahibi oldukları ve geçen sürede eldeki dava davalılarınca men edilmeleri sebebiyle dava konusu taşınmazları kullanamadıkları belirlenmiştir. Keza, dosya içerisinde bulunan, davalıların başvurusu üzerine Urfa Valiliğince verilen, davacıların dava konusu taşınmazlara müdahalelerinin menine dair 14.02.1967 tarihli vilayet kararı ve kararın uygulanmasına dair 14.03.1967 tarihli infaz zaptı ile de bu durumun sabit olduğu anlaşıldığından, artık davalıların iyi niyetli olduğundan da söz edilemeyecektir.
Buna göre, mahkemece ecrimisil isteminin kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle reddi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 29.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy