MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın ecrimisil yönünden kabulüne, elatmanın önlenmesi talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava dilekçesinde belirtilen dava konusu taşınmazın vekil edenine ait olduğunu, davalının taşınmaza müdahale ettiğini belirterek, elatmanın önlenmesini ve 36.210,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, 08.02.2016 tarihinde ecrimisil yönünden talep miktarını 14.02.2008- 14.03.2013 tarihleri arasındaki dönem için 43.429,00 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın ecrimisil yönünden kabulüyle, 14.02.2008-14.03.2013 tarihleri arasındaki dönem için hesaplanan 43.426,66 TL ecrimisilin davalıdan tahsiline, elatmanın önlenmesi talebi yönünden konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
1. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
a. 25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtayın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.
Somut olayda, Mahkemece, 14.02.2008- 14.03.2013 tarihleri arasındaki dönem için ecrimisile karar verildiği, davacının talebinin de aynı dönemlere ilişkin olduğu, davanın 02.07.2013 tarihinde açıldığı, davalının süresinde zamanaşımı definde bulunduğu anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece dava tarihinden geriye doğru 02.07.2008 tarihinden başlamak üzere, davacının 14.03.2013 tarihine kadar talebi olduğu da göz önünde bulundurularak, 02.07.2008-14.03.2013 tarihleri arasındaki dönem için hesaplanan ecrimisile hükmedilmesi gerekirken, zamanaşımı defi dikkate alınmadan fazla süre için hesaplanan ecrimisile hükmedilmesi hatalıdır.
b. Ecrimisile bilirkişi tarafından her yıl için saptanan ecrimisil miktarına tahakkuk tarihleri olan dönem sonlarından itibaren yasal oranda faize hükmedilmesi gerekir.
Somut olayda, davacının ecrimisil alacağına edinme tarihinden itiberen faiz talep ettiği, Mahkemece, 5 yıllık ecrimisilin tamamınına edinme tarihinden itibaren faiz hükmedildiği anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, alacağa dönem sonlarından itibaren faiz hükmedilmesi gerekirken, toplam ecrimisile davacının edinme tarihinden itiberen faiz hükmedilmesi hatalı olmuştur.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda 2. bentte gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine, HUMK'un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 02.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy