MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, müvekkilinin 366 parsel sayılı taşınmazın paydaş maliki olduğunu, taşınmaz üzerinde bulunan 2 dükkan ve 4 daireyi davalının bizzat ve kiraya vererek kullandığını, bu kullanım karşılığında müvekkiline ödeme yapmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000 TL ecrimisilin tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu binanın müvekkilince inşa edildiğini, müvekkilinin eski damadı olan davacıya taşınmazın 1/5 hissesini 1996 yılında bedelsiz olarak verdiğini, ecrimisil talebinde bulunulan dairelerden birinde davacının kendi çocukları ile eski eşinin oturduğunu, dolayısıyla davalının bu daireden kira geliri elde edilmediğini, davacının çocuklarının masraflarının da müvekkili tarafından karşılandığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına, kiraya verilen dükkan dışındaki bağımsız bölümler için intifadan men olgusunun bulunmamasına göre, davacı tarafın aşağıda belirtilen hususlar dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı vekilinin davalı tarafça kiraya verilmiş olan dükkana ilişkin temyiz itirazına gelince; ecrimisile konu dükkanda taraflar paydaş olup, paydaşlar, kural olarak intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşların davaya konu taşınmazlardan ya da gelirinden yararlanma isteklerinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın bir takım istisnaları vardır. Mesela, tabii (meyve veren ağaçlar) ya da hukuki (kiraya verilerek kira geliri elde edilmesi) semere getiren taşınmazlar için bu şartın gerçekleşmiş olması lüzumu olmadığı gibi, Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasına göre, taşınmazı kullanan malikin diğer maliklerin hakkını inkâr etmiş olması halinde de intifadan men şartı aranmaz. Somut olayda; dava konusu dükkanın davalı tarafından kiraya verilmek suretiyle kullanıldığı anlaşılmakla, davacı taşınmaz üzerindeki payını bedel karşılığı olmaksızın edinmiş olsa dahi bunun sonuca etkili olmayacağına göre, davacının mülkiyet hakkına öncelik verilmek suretiyle, intifadan men koşulu aranmayarak, davacının ecrimisil isteyebileceği süre ve hakettiği ecrimisil miktarı gibi hususların usulünce tespit edilmesi ve sonuçlarına uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin yukarıda 2. bentte belirtilen temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy