MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın konusuz kaldığına ve karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili; davalının, vekil edeninin paydaş olduğu taşınmazda hiçbir hakkı olmamasına rağmen haksız işgalde bulunduğunu belirterek el atmanın önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; dava konusu taşınmaz üzerindeki evin tarafların ortak murisinden kaldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme; yargılama sırasında dava konusu edilen 257 ada 19 parsel nolu çay bahçesi niteliğindeki taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki 'üzerindeki evi 1964 yılında Ali oğlu ... inşa etti ve ona aittir' beyanının tapu kaydına aktarıldığından bahisle davanın konusuz kalması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava; el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 683. maddesinde "Bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir" şeklinde mülkiyet hakkının içeriği; 684. Maddesinde ise 'Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur..' hükmüyle de kapsamı belirlenmiştir.
Açıklanan bu ilke ışığında somut olaya gelince; her ne kadar Mahkemece taşınmaz üzerindeki evin tarafların murisine ait olması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de; tüm dosya kapsamı incelendiğinde, davacının dava konusu taşınmazda 1/2 hisse ile paylı malik olduğu, davalının ise kayıttan kaynaklı herhangi bir hakkının mevcut olmadığı, bu şekli ile davacının ayni hakkının karşısında davalının şahsi hakkına üstünlük sağlanamayacağı belirlenmiş, davanın kabulüne karar verilmesi gerekir iken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 30.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy