MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil (Haksız İşgal Tazminatı)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Dava dilekçesinde, davacının 1/4 oranında paydaş olduğu taşınmazı, ihtara rağmen davalının kullanmaya devam ettiği ve herhangi bir bedel ödemediği ileri sürülerek 15.11.2012 ila 01.05.2014 tarihleri arası için ıslah ile artırılan 9.273,24 TL ecrimisilin yasal faizi ile tahsili istenilmiş Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 8.483,78 TL ecrimisile hükmedilmiştir.
Davanın kısmen kabulüne dair mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elbirliği mülkiyet halinde tapuda kayıtlı taşınmazdan dolayı paydaşlar arasındaki haksız kullanım nedeni ile ecrimisil istemine ilişkindir.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere; ecrimsil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır.
Davacının iddiasına ve dosya kapsamındaki tapu kaydına göre, dava konusu mesken nitelikli bağımsız bölüm tarafların ortak murisinden kaldığından taraflar elbirliği mülkiyeti suretiyle paydaştır. Elbirliği ve paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki el atmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi durumunda intifadan men'e gerek yoktur.
Somut olayda, dava konusu ... İlçesi ... Mahallesi 1199 ada 311 parsel sayılı 20 nolu "mesken" vasfındaki taşınmazın davalı tarafından kullanıldığı konusunda ihtilaf yoktur. Taraflar arasında 05.04.2010 ila 15.11.2012 arası dönem için ecrimisil ödenmesine dair kesinleşmiş mahkeme ilamı bulunduğu, taşınmazın önceki maliki tarafların kök murisi ...'nın 09.04.2001 tarihinde vefat ettiği ve Kartal 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/322-227 sayılı veraset ilamına göre mirasçı olarak birer paydan dört mirasçısının kaldığı, tapu kaydının elbirliği şeklinde davacı ..., davalı ... ile dava dışı Dilek adına 08.10.2013 tarih ve 18945 yevmiye numaralı "Satış Suretiyle Pay Temliki" işlemi ile kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Ecrimisil hesabında, dava konusu taşınmazın tapuda elbirliği mülkiyetin sözkonusu olması halinde miras payları göz önünde bulundurularak hesaplama yapılması gerekir. Somut olayda davacı ve davalı, anneleri Nazmiye'nin mirasına 1/4'er pay ile mirasçı oldukları, taraflar dışında Dilek ve Nilgün adında iki mirasçı daha bulunduğu, dava konusu taşınmazın tapu kaydında ise elbirliği mülkiyetin paylı mülkiyete çevrilmeden 08.10.2013 tarihinde satış sureti ile pay temliki yapıldığı hususları dikkate alınarak, ilgili tapu müdürlüğünden tedavüllü tapu kaydı ile dayanakları getirtilip, pay temlikinin tarihi ve temlikin hangi paydaşın lehine yapıldığı üzerinde durulmadan davacının miras payının 1/3 olduğu kabulü üzerinden hesaplama yapan bilirkişi kurulu raporunun hükme esas alınması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy