MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, vekil edenine ait dava konusu 6799 ada 6 parsel sayılı taşınmazın davalılar tarafından haksız kullanıldığını, müvekkilinin haberi ve rızası olmadan 2000 yılından beri başkalarına kiraya verildiğini, kira bedellerinin de davalılardan Şakir tarafından alındığını ve müvekkilinin bu durumdan 2005 yılında haberdar olduğunu belirterek, davalıların elatmasının önlenmesine, davalılar aleyhine ecrimisile karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, her ne kadar tapu kaydı davacı adına olsa da, vekil edenlerinin ve dava dışı kardeşleri olan Hasan ve Bedirhan'ın dava konusu taşınmazın gerçek malikleri olduğunu, davacının ne davaya konu arsada ne de arsa üzerinde bulunan binada herhangi bir hakkının olmadığını belirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmaza ilişkin arsanın davacıya ait olduğu ve dava konusu arsa üzerine yapılan binanın da davalı tarafça yapıldığı, bu durumda davacının, dava konusu taşınmaza el atmanın önlenmesi ve tahliyeye yönelik talebinin reddine, taşınmazın arsasının davacıya ait olduğu, taşınmazın üzerindeki bina yapımında da davacının herhangi bir katkısının olmadığı, taşınmaz üzerindeki bina ve bağımsız bölümlerin davalılar tarafından yapıldığı, bu nedenle ecrimisil bedeli olarak arsadan talepte bulunabilecekleri gerekçesiyle ecrimisil talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş olup; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemlerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 6799 ada 6 parsel sayılı arsa nitelikli taşınmazın imar uygulaması ile 16.06.2009 tarihinde oluştuğu, davacının ve dava dışı paydaşların olduğu, davacının payına 146,30 m2 tekabül ettiği, bu kısımda bodrum+zemin+3 normal katlı bina olduğu, binanın yapımına 1998-2000 yıllarında başlandığı, davalıların kayıttan kaynaklı bir hakkı olmadığı anlaşılmıştır.
1. Davacı vekilinin elatmanın önlenmesi talebine ilişkin temyiz itirazının incelenmesinde; davacının dava konusu taşınmazda mülkiyet hakkı sahibi olduğu ve davalıların da davacının mülkiyet hakkı sahibi olduğu taşınmaza müdahalede bulunduğu sabittir. O halde mülkiyet hakkına üstünlük tanınarak davalıların elatmasının önlenmesine karar verilmesi gerekir. Öte yandan; 15.11.2013 tarihli keşif tutanağında Mahkeme gözlemi olarak, “…en üst kat dairenin dolu, diğer daire ve işyerinin boş olduğu” yönünde tespitte bulunulmuştur. Ayrıca 30.11.2013 tarihli bilirkişi raporunda “..binadaki dükkan ve dairelerin keşif günü boş oldukları, en üst kattaki dairede davalılardan Suphi’nin eşyaları bulunduğu beyan edilmiştir (keşif günü bahse konu bu daire kapalı olduğu için görülememiştir)” şeklinde belirlemede bulunulduğu ve davacı vekilinin temyiz itirazında “..davalılar dahi yapılan keşif esnasında görüldüğü üzere taşınmazdaki binayı boşaltmışlardır. Keşif anında taşınmaz üzerindeki 5 katlı bina tamamen boştur..” şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. O halde davalılarca taşınmaz boşaltılıp davacıya teslim edilmişse, davanın açılması sırasında davacının haklı olduğu dikkate alınarak konusuz kalan elatmanın önlenmesi talebi hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığı yönünde karar verilmesi; taşınmaz boşaltılmamış müdahale devam ediyorsa elatmanın önlenmesi davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı gerekçe ile reddi doğru olmamıştır.
2. Tarafların ecrimisile yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava konusu taşınmazın üzerinde bulunan binanın takriben 1998 yılında yapımına başlandığı, peyder pey tamamlanan kısımların kiraya verildiği ve buradan elde edilen gelirin üst katların yapımında kullanıldığı; bahsi geçen binanın imar kirliliğine neden olduğu iddiasıyla davalı ... hakkında ceza davası açıldığı, davacı ...’in soruşturma kapsamında alınan ifadesinde “..bu arazide kardeşim olan ... inşaatı yapmıştır. Ben bu araziyi 1990’lı yıllarda satın almıştım kardeşim de zannedersem 2000’li yıllarda buraya inşaat yapmaya başladı. Hatta ben kendisine bu konuda işleri rahat takip etmesi için vekaletname vermiştim. Kardeşim de bu vekaletnameye istinaden işleri halletmektedir yoksa benim bu inşaat olayı ile ilgili bir ilgi ve alakam bulunmamaktadır..” şeklinde beyanda bulunduğu, yapılan yargılama neticesinde davalı ... hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan dolayı mahkumiyet kararı verildiği; dosya içinde taksim sözleşmesi şeklinde anılan binadaki daire ve dükkanların taraflar ve dava dışı kardeşleri arasında paylaşımına yönelik 23.05.2012 tarihli sözleşme bulunduğu; dosyada dinlenen tanıkların yukarıda ifade edilen şekilde benzer beyanlarda bulunduğu tüm bu hususlar hep birlikte değerlendirildiğinde, davalıların kullanımının davacının bilgisi ve rızası dahilinde olduğunun ve rızanın gönderilen ihtarname ve Kaymakamlığı yapılan tecavüzün meni başvurusu ile geri alındığının kabulü gerekir. Dosya içerisinde rızanın daha önce geri alındığına ilişkin delil bulunmamaktadır. Öte yandan hükme esas alınan bilirkişi raporu Daire uygulamalarına uygun düzenlenmemiştir. İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayice göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
O halde; Mahkemece az yukarıda ifade edilen ilke ve usuller çerçevesinde, davacının davalıların kullanımına rızasını geri aldığı kabul edilen tarihten dava tarihine kadar olan döneme ilişkin ecrimisil hesabı yaptırılıp bu bedele hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile karar verilmiş olması uygun görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüne, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının ise (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA. taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harçların istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 28.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy