(1086 S. K. m. 428, 440)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde, vekil edeni ile davalının 442 parselde kayıtlı dubleks ev nitelikli taşınmazın müşterek maliki olduklarını, dava konusu taşınmazın 10 yılı aşkın süredir davalı tarafından tek başına kullanıldığını, taşınmazın tamirat ve tadilat işlerinin vekil edeni tarafından yapıldığını, taraflar arasında tapu iptal ve tescil davası görülmekle intifadan men koşulunun gerçekleştiğini açıklayarak, 2009 yılı Aralık ayı itibariyle hesaplanacak şimdilik 10.700,00 TL ecrimisilin işletilecek en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, davalı davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; ecrimisil istemine ilişkindir.
Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki elatmanın önlenmesini ve/veya ecrimisil isteyebilir Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı veya kullanabileceği bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir.
Dosya içerisindeki bilgi ve incelenmesinden, dava konusu taşınmazın tarafların annesi Huriye Kaynarkan adına tapuda kayıtlı iken 13.07.1993 tarihinde davacıya devredildiği, Huriye'nin 18.12.2008 tarihinde ölümü sonrası davalının 26.05.2009 tarihinde açtığı muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil istemli davanın Edremit 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/309-2012/326 sayılı kararı ile kabul edildiği ve Yargıtay denetiminden geçerek 30.05.2013 tarihinde kesinleşen kararın 03.07.2013 tarihinde tapuya işlendiği, bu şekilde tarafların taşınmazda 1/2' şer hisse ile müşterek malik haline geldikleri anlaşılmıştır.
1.Somut olayda, davacının davalıyı taşınmazı intifadan men ettiğine dair ihtar yoktur. Davalının davacı aleyhine ikame ettiği muris muvazaası nedeniyle tapu iptal ve tescil davasının kendisi aleyhine olacak şekilde intifadan men tarihi olarak kabulü mümkün değildir. Mahkemenin bu yöndeki kabulü doğru olmamıştır.
2-Tapu iptal ve tescil davasında verilen kararın 30.05.2013 tarihli kesinleşme öncesi dönemde taşınmazın tapusu ve zilyetliği davacıdadır. Kesinleşme sonrası taraflar taşınmazda müşterek malik haline gelmişler ise de dosya kapsamına göre bu tarih sonrası davalının taşınmazda kullanımının bulunduğu yöntemince ispat edilememiştir. Kaldı ki, davacının paylı mülkiyete tabi taşınmazı kullanmasına davalının engel olduğuna dair bir iddiası da bulunmamaktadır. Buna göre, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru görülmemiş, mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna,
peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 21/09/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)