MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı ... vekili, davalılardan Emine ile yarı oranda hissedar oldukları dükkanın uzun yıllardır tek başına davalı paydaş ve onun oğlu davalı ... tarafından kiraya verilmek suretiyle kullanıldığını, davacı tarafından noter kanalıyla yapılan ihtarnameye rağmen davalıların kira bedeli ödemeye yanaşmadıklarını açıklayarak, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL ecrimisilin davalılardan yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. Harcını yatırmak suretiyle sundukları 11.03.2014 tarihli dilekçede fazlaya dair haklarını saklı tutarak talepleri 2.866,65 TL'ye arttırılmıştır.
Davalılar Emine ve Kadir vekili, dava konusu taşınmazda davacı ve davalı ... ile birlikte toplam 5 hissedar bulunduğunu, dükkanın ise davalı tarafından yaptırıldığını, kiraya verilmeyen dükkanın bizzat davalılar tarafından kullanıldığını, davacının bu yerde 1/2 oranında hissedar olduğunun tamamen gerçek dışı olduğunu ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, mevcut dosya kapsamı, tanık beyanları ve taşınmaz mahallinde yapılan keşif neticesinde, dava konusu yerin davalılar tarafından uzun yıllardır kiraya verilip, kira geliri elde ettiği, daha sonra davalıların bu yeri bizzat işletip kazanç elde ettiklerinin anlaşıldığı, davacı tarafça, davalıya çekilen ihtar tarihinden dava tarihine geçen sürenin belirlenerek ecrimisil tutarından davacı hissesine düşen meblağın belirlenmesi yönünden alınan ikinci ek raporda, taşınmaza davacı ile davalı aynı oranda sahip olduklarından davacıya ödenmesi gereken ecrimisil miktarının 2.866,65 TL olduğu tespit edildiği, davacı tarafça bu miktarın ıslah edildiği, dava konusu yerin kira bedeli bulunurken dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık, TÜİK’ce yayımlanan TEFE artış oranının tamamı yansıtılarak ecrimisil hesabı yapıldığı dava konusu taşınmazda 5 hissedarın bulunduğu anlaşılmakla, davacının davasının kısmen kabulü ile, davacı hissesine isabet eden 234,00 TL ecrimisil tutarının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, paydaşlararası ve üçüncü kişiye karşı ecrimisil isteğine ilişkindir.
Uyuşmazlık konusu, 15 parsel sayılı 184,60 m2'lik taşınmazın tapu kaydından davacı ve davalı ... dışında üçüncü kişilerinde paydaş olduğu, davalı ...'in paydaş olmadığı, vasfı "ev" olarak gözükmesine karşın dosya kapsamındaki bilgi, belge ve yapılan keşif sonucu alınan fotoğraflardan taşınmaz üzerinde ayrı ayrı dükkanlar bulunduğu sabittir. Davacı, tapudaki 15/368 hissesinin bu dükkanlardan 66/a nolu 15 m2 dükkana isabet ettiğini, tapuda 15/368 hisse sahibi davalı ...'nin de bu dükkanın diğer yarı hissedarı olduğunu iddia etmiş olup, davalı taraf ise bu hususu kabul etmeyerek dükkanın kendileri tarafından yaptırıldığı yönünde savunmada bulunmuştur. Somut olayda, ecrimisil hesabı yapılmadan evvel 66/a nolu dükkan olarak kullanılan muhdesatın kim tarafından meydana getirildiği gereği gibi ve yöntemince araştırılıp çözüme kavuşturulmaksızın karar verilmiştir.
Mahkemece, yapılacak araştırma ve inceleme sonucu muhdesatın kime ait olduğu tespit edilerek, davacının muhdesat üzerinde iddia edilen şekilde davalı tarafla ortak hakkı var ise hesap edilen ecrimisil bedeli üzerinde hükmedilen şekilde arsa payı oranında değil yarı oranda alacak hakkı bulunacaktır. Muhdesatın davacıya ait olmadığının tespiti halinde ise davacı lehine dükkan yönünden değil, dükkanın yer aldığı "arsa" üzerinden ecrimisil hesap edilecektir. Arsa niteliğine göre hesap edilecek ecrimisil bedeli üzerinde ise davacının tapudaki payı oranında ecrimisil hakkı bulunacaktır. Mahkemece, 66/a nolu dükkanın kim tarafından meydana getirildiği hususu ihtilaflı iken bu netleştirilmeden, muhdesat "dükkan" üzerinden hesap edilen ecrimisilde davacıya tapudaki arsa payı oranında alacağa hükmedilmesi hatalıdır. Açıklanan yönden eksiklik ve hatalar giderildikten sonra oluşacak sonuç dairesinde kazanılmış haklar da gözetilerek bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda gösterilen nedenlerle davacı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 22.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy