(4721 S. K. m. 692) (1086 S. K. m. 428, 440)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın davalı ... yönünden reddine, davalı ... yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, dava dilekçesinde belirtilen dava konusu taşınmazda vekil edeninin de hissesi olduğunu, davalıların binanın ortak olanı olan katta binanın taşıyıcı perdelerinde pencere açarak tadilat yaptığını, binanın oturulmasının tehlikeli hale geldiğini belirterek, elatmanın önlenmesini, taşınmazın eski haline getirilmesini ve masrafların tazminini, ecrisimisil ve manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., cevap dilekçesi sunmamıştır.
Davalı ... vekili, ortak alana bir müdahalesinin olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın davalı ... yönünden reddine, davalı ... yönünden manevi tazminat talebinin reddine, davacının payı ile sınırlı olmak üzere davalı ... tarafından yapılan elatmanın önlenmesine, 3.801,00 Tl ecrimisilin ve 10.134,15 Tl eski hale getirme bedelinin davalı ...'den tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi, eski hale getirme, ecrimisil ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.
1.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Davacı vekilinin eski hale getirme talebine yönelik temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde, mahkemece, binanın zemin ve bodrum katından davalı tarafından yapılan tadilatlar nedeniyle binanın statik açıdan riski hale getirildiği gerekçesiyle eski hale getirme bedeli olarak bilirkişi tarafından belirlenen bedelin davacının payı dikkate alınarak tahsiline karar verildiği, dava konusu 551 ada 295 parsel sayılı taşınmazın arsa niteliğinde davacı, davalılar ve dava dışı üçüncü kişiler adına tapuda paylı olarak kayıtlı olduğu, yapı ruhsatı, mimari projeye ve tanık beyanlarına göre, tadilatların yapıldığı bodrum katın ortak alan olduğu anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanunu'nun 692/1. maddesinde de; "Paylı malın özgülendiği amacın değiştirilmesi, korumanın veya olağan şekilde kullanmanın gerekli kıldığı ölçüyü aşan yapı işlerine girişilmesi veya paylı malın tamamı üzerinde tasarruf işlemlerinin yapılması, oybirliği ile aksi kararlaştırılmış olmadıkça bütün paydaşların kabulüne bağlıdır." hükmünü içermektedir. O halde, davalı, paydaş olduğu taşınmazın niteliğini değiştirecek işlem yapamaz, ancak oybirliği ile mümkündür. Diğer yandan, paylı mülkiyette paydaşlardan birisi taşınmazın korunması ilişkin davaları da açabilir. Buna göre, davacının dava dilekçesinde talebi taşınmazın binanın statik açıdan riski hale getirildiği iddiasıyla eski hale getirilmesi olup, davanın niteliği itibariyle paya bölünerek eski hale getirme mümkün değildir. Tüm bu açıklamalara göre, mahkemece, davacının eski hale getirme talebine yönelik davalı tarafından taşınmazın eski hale getirilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda 2. bentte gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine, HUMK'un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 15.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)