MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, müvekkilinin dava konusu 177 ada 37 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu ve bu taşınmazın Havsa Kadastro Mahkemesinin 1996/9 Esas ve 2010/1 Karar sayılı ilamı ile 18840m2 olarak tescil edildiğini, davalı ...’ın 35 parsel sayılı, davalı ...’in 36 parsel sayılı, davalı ...’in 38 parsel sayılı taşınmazın malikleri olduğunu ve davacıya ait 37 parsel sayılı taşınmazın bir kısmını kullandıklarını ileri sürerek, elatmanın önlenmesine ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla her bir davalıdan ecrimisil bedeli olarak 250’şer TL'nin yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen 2015/312 Esas sayılı dosyada 36 parsel sayılı taşınmazın paylı maliki davalının, davacıya ait 37 parsel sayılı taşınmazın bir kısmını kullandığı ileri sürülerek elatmanın önlenmesi ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davalıdan ecrimisil bedeli olarak 250 TL'nin yasal faiziyle tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.
04.02.2016 tarihli dilekçede davacı vekili, dava konusu taşınmazın tahliye edildiğini müdahalenin meni talebinin konusuz kaldığını beyan etmiştir.
Mahkemece, birleşen ve asıl davada müdahalenin meni yönünden davacının tanık dinletmediği ve böylelikle iddasını ispat etmediğinden davanın reddine, davalı ... hakkında açılan ecrimisil davasının kısmen kabulüne 250,00 TL’ye dava tarihinden itibaren 458,78 TL'ye ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davalı ... İbrahim ve Ahmet yönünden açılan ecrimisil davasının davacının davalıların müdahalesinin varlığını ispat edemediğinden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, müdahalenin meni ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Gerek öğretide gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötü niyetli zilyetten isteyebileceği bir bedeldir.
Somut olaya gelince, davacı dava konusu taşınmaza davalılar tarafından müdahale edildiğini iddia etmiştir. İddianın ispat külfeti davacıdadır.
Davacı vekilince, dava dilekçesinde diğer deliller yanında tanık deliline de dayanıldığı görülmektedir. O halde, Mahkemece; davacı tanıklarının isim ve adreslerini bildirmesi için davacı tarafa süre ve imkan tanıması, bildirilmesi halinde, mahallinde yeniden keşif icra edilerek, tanıkların beyanlarının keşif mahallinde alınması, ayrıca tanık beyanları ve tarafların beyanları ile davacı ve davalıların kullandıkları yerler belirlenerek müdahalenin var olup olmadığının belirlenmesi, ayrıca davacı vekilinin dava konusu taşınmazın tahliye edildiğini beyan ettiği gözetilerek, başlangıçta müdahalenin olup olmadığının tespit edilmesi, müdahale var ise Mahkemece, müdahalenin meni konusunda karar verilmesine yer olmadığına, yargılama gideri ve vekalet ücreti konusunda davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre karar verilmesi gerekir. Tüm bu hususlar düşünülmeden, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenle yerinde olduğundan kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.09.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy