(4721 S. K. m. 713)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, bozma üzerine yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı vekili, dava dilekçesinde belirtilen dava konusu taşınmazın uzun yıllar vekil edeninin babasının zilyetliğindeyken, ölümünden sonra vekil edeni tarafından malik sıfatıyla kullanıldığını, tapu maliklerinin öldüğünü belirterek, tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Salih Şalt, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 26.07.2012 tarihli kararla davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine karar, Dairemizin 12.04.2013 tarihli ilamıyla onanmış davacı vekilin karar düzeltme talebi üzerine Dairemizin 19.12.2013 tarihli ilamıyla davacı vekilin karar düzeltme talebi kabul edilerek karar bozulmuştur. Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, Mahkemece, 23.11.2017 tarihli kararla, davanın kabulüyle 124 ada 16 parsel sayılı taşınmazın davalılar ve/veya murisleri adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TMK'nin 713/2. fıkrasında yer alan, “…maliki 20 yıl önce ölmüş…” hukuki sebebine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davası isteğine ilişkindir.
1. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilâmında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelemesine gelince;
Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde, davacı vekili dava konusu taşınmazın uzun süredir davacının babası ve ölümünden sonra davacının zilyetliğinde bulunduğunu bildirmiş olmasına rağmen Mahkemece nizalı taşınmazın davacıya intikal şekli üzerinde durulmadığı, ayrıca mahalli bilirkişi ...'in "davacının babası ... öldükten sonra üç çocuğu ..., ... ve ... tarafından kendilerine düşen kısmı kullandığını" beyan ettiği, diğer mahalli bilirkişi ... ve davacı tanıklarının ise "davacının babası ... öldükten sonra üç çocuğu ..., ... ve ... tarafından kullandığını" ifade ettiği anlaşılmıştır. Bu açıklamalara göre; uyuşmazlık konusu taşınmazın, babasından davacıya devir şekli (taksim, bağış, satış v.s.) üzerinde durulması dava şartı bakımından önemlidir. Dava şartı, kamu düzeni ile ilgili olduğundan davacı tarafça ileri sürülmese dahi mahkemece; tereke adına dava açmayan ve taşınmazın babasından kaldığını ileri süren davacıdan bu devir hakkında açıklama istenmesi, taksim, bağış, satış vs. gibi nedenlerden birine dayanması durumunda, bu hususu kanıtlaması için süre ve imkan verilmesi, bundan sonra iddianın ileri sürülüş şekline göre, öncelikle dava şartı üzerinde durulması, çekişme konusu taşınmazın halen elbirliği mülkiyetinde ve davacının zilyetliğinin tereke adına olduğunun anlaşılması durumunda, davacı tereke adına dava açmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi, taşınmazın tereke malı olmadığının saptanması yani tüm mirasçılarının katılımıyla yapılan terekenin paylaşımı ile satış yada bağışla davacıya intikal ettiğinin davacının zilyetliğinin kendi nam ve hesabına olduğunun tespit edilmesi halinde ise davacının kullandığı/zilyetliğindeki yer yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu hususta eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazları yukarıda 2. bentte gösterilen sebeplerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda 1. bentte gösterilen sebeplerle reddine, HUMK'un 440/I. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)