(6100 S. K. Geç. m. 3)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacılar, mirasbırakanlarından intikal edip davalı ile birlikte paydaşı oldukları taşınmazın davalı tarafça ekilip biçilmek suretiyle kullanıldığını, kendilerinin taşınmazdan yararlanamadığını ileri sürerek elatmasının önlenmesine ve ecrimisile karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, harici satım sonucu taşınmazın edinildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın kanıtlandığı gerekçesiyle ecrimisil isteğinin kabulüne dair verilen karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu, taşınmazın bulunduğu alanda kadastro çalışmaları yapılması sonucu Mahkemenin 30.06.2006 tarihli ve 2004/933 Esas, 2006/710 Karar sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın Milas Kadastro Mahkemesi'ne gönderildiği, anılan Mahkemenin 19.09.2007 tarihli ve 2007/ 31 Esas, 2007/257 Karar sayılı kararı ile ecrimisil isteği ile ilgili karşı görevsizlik kararı verildiği, Yargıtay 20.Hukuk Dairesi'nce ecrimisil isteği ile ilgili Milas Sulh Hukuk Mahkemesi'nin yargı yeri olarak belirlendiği, davaya konu, 22 parça taşınmazda tarafların paydaş olduğu, başkaca paydaşların da bulunduğu anlaşılmaktadır.
Dava, paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkindir.
Somut olaya gelince, davacıların, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istekli eldeki davayı açtıkları, Mahkemece verilen görevsizlik kararı sonucunda elatmanın önlenmesi isteğinin Milas Kadastro Mahkemesince yargılamasının yapıldığı, eldeki davadaki uyuşmazlığın ise ecrimisil isteği olduğu, Milas Kadastro Mahkemesi'nin 28.04.2010 tarihli ve 2006/204 Esas, 2010/75 Karar sayılı elatmanın önlenmesi ve tespite itiraz istekli dosyası ile elatmanın önlenmesi isteğinin davacıların taşınmazlardan yararlanmasının davalılarca engellenmediği gerekçesiyle reddine karar verildiği, kararın derecattan geçerek düzeltilerek onandığı, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 21.06.2012 tarihli ve 2012/3289 Esas, 2012/4834 Karar sayılı kararı ile de karar düzeltme isteğinin reddine karar verildiği, elatmanın önlenmesi isteğinin reddine ilişkin kararın bu suretle kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, aynı yer ve dönem ile ilgili elatmanın önlenmesi isteğinin reddine karar verildiği ve ret kararı kesinleştiğine göre haksız bir işgalin bulunmadığı açıktır.
Hal böyle olunca; kadastro mahkemesince elatmanın önlenmesi isteğinin reddine karar verildiği ve ret kararının kesinleştiği göz önüne alınarak ecrimisil isteğinin de reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, hükmün, 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.02.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)