(2004 S. K. m. 276)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma üzerine yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, tarafların ortak murisinden miras kalan 213 ada 1 nolu parselin müvekkili tarafından kullanımının engellendiğini belirterek, davalıların müdahalesinin menine ve 5 yıllık ecrimisilin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 2011/124 Esas, 2012/818 Karar sayılı ve 02.10.2012 tarihli ilam ile davalılardan ... ve ... bakımından elatmanın önlenmesine, ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne, diğer davalı ... bakımından ise davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı ve davalılardan ... tarafından temyizi üzerine karar 1. Hukuk Dairesince “....davaya konu tarla vasıflı taşınmazın tamamının, paydaş olan davalılar Bilal ve ... ile kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkı olmayan davalı ... tarafından kullanıldığı, paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesinin bulunmadığı ayrıca fiili kullanma biçiminin de oluşmadığı, bir kısım paydaşlar tarafından ve parsel bazında yapılan paylaşımın bağlayıcı olmadığı belirlenerek elatmanın önlenmesine karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak çekişmeli taşınmazda davalılardan Bilal ve ...'ın paydaş olduğu, diğer davalı ...'ın ise, İİK'nin 276/son maddesi hükmü uyarınca, paydaş olan eşine teb'an kullandığı gözetildiğinde davanın davacının payı oranında kabul edilmesine karar verilmesi gerekirken davalılardan Bilal ve ... bakımından mutlak elatmanın önlenmesine, diğer davalı ... bakımından ise davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Öte yandan: Kural olarak ecrimisil isteğini içeren davalarda talep olması halinde, bilirkişi tarafından her yıl için saptanan ecrimisil miktarına, tahakkuk tarihleri olan dönem sonlarından itibaren yasal oranda işleyecek kademeli faize hükmedilmesi gerektiğinde kuşku yoktur. Kademeli faiz talebi yoksa yalnızca faiz talep edilmiş ise dava tarihinden itibaren yasal faize hükmolunabilir.
Bu durumda; davacı dava dilekçesinde, ecrimisile ilişkin işlemiş faiz talebini de açıkça belirttiğine göre her dönem için tahakkuk eden ecrimisile dönem sonundan itibaren işleyecek kademeli faize de hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde ecrimisilin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsili şeklinde hüküm kurulmuş olması da doğru değildir.
Hal böyle olunca; çekişme konusu taşınmaza davalıların paya vaki elatmasının önlenmesine ve her yıl için saptanan ecrimisil miktarına, tahakkuk tarihleri olan dönem sonlarından itibaren yasal oranda işleyecek kademeli faize hükmedilmesi için karar bozulmalıdır.” gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma üzerine; mahkemece davanın davalılar Bilal, Ömer ve Mehmet 'e yönelik müdahalenin meni davasının davacının payı oranında (murise ait Alanya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 09.09.2008 tarihli ve 2008/758 Esas, 2008/628 Karar sayılı ilamı ile belirlenen) kabulü ile; tespit edilen 1831 TL ecrimisile her dönem sonundan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemenin Yargıtay'ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli hak doğmaktadır. O nedenle mahkemenin Yargıtayca verilen bozma kararına uyması sonunda kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar vermesi gerekir. Buna göre Yargıtay'ın bozma kararına uymuş olan mahkeme bu uyma kararı ile bağlıdır. Bozma gereğince işlem yapmak durumundadır.
Olayımıza gelince; Bozma ilamında da izah edildiği üzere; davacı dava dilekçesinde, ecrimisile ilişkin işlemiş faiz talebini açıkça belirttiğine göre her dönem için tahakkuk eden ecrimisile dönem sonundan itibaren işleyecek kademeli faize hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, bozma ilamına uyma kararı verilmesine rağmen bozma gereği yerine getirilmeden her dönem dönem sonundan itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Mahkemece faiz yönünden verilen karar infaza elverişli değildir. Faiz başlangıcı tarihlerine göre ayrıştırılmalı ve mahkemede hüküm fıkrasında açıkça miktarlar ve faiz başlangıç tarihleri gösterilerek karar verilmesi gerekirken infaza elverişli olmayan yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Öte yandan; fen bilirkişi raporunda taşınmazın davalılar tarafından kullanılan kısımları harflendirilerek krokide gösterilmiştir. Bu durumda mahkemece bilirkişi raporuna atıf yapılarak ayrı ayrı her bir davalının kullanım durumu dikkate alınarak elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken bundan zuhul ile yazılı olduğu üzere elatmanın önlenmesine karar verilmesi de doğru değildir. Kaldı ki; davalılardan ...’ın yargılama aşamasında (21/12/2012) tarihinde vefat ederek geriye karar başlığında isimleri geçen mirasçılar ile beraber ...’ı da mirasçı bıraktığı ve mümeyyiz küçük Songül’ün, velayeten ... tarafından temsil edildiği görülmüştür. ...’ın, karar tarihi itibariyle reşit olduğu anlaşılmakla ... davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra esas hakkında karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 12.03.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)