(6100 S. K. Geç. m. 3)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacı, maliki olduğu 430 ada 2 parsel sayılı taşınmaza davalının komşu parsele inşa ettiği atölye binasının taşkın olduğunu ileri sürerek elatmasının önlenmesine, yıkıma ve ecrimisile karar verilmesini istemiştir.
Davalı, daha önce gönderilen ihtarname sonucunda davacı taraf ile anlaştıklarını ve taşkın kısmın bedelinin ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince "... keşfen belirlenen gerçek dava değeri üzerinden yukarıda açıklandığı şekilde işlem yapılması .... dava konusu 430 ada 2 parsel sayılı taşınmaz 28.08.1998 tarihinde imar görmüş olup, davalılara ait 430 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı dayanakları ile birlikte getirtilip, tecavüz durumunun imar uygulaması ile oluşup oluşmadığı ehil bilirkişiler eşliğinde yapılacak keşif ile saptanmadan sonuca gidilmiş olması da isabetsizdir ... " gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalının harici satıma dayalı olarak taşınmazı kullandığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Bilindiği üzere; bozmaya uyan mahkemenin bozma kararında belirtildiği şekilde işlem yapmak ve orada gösterilen doğrultuda hareket etmek zorunluluğu bulunmaktadır. Bu durumda bozmaya uyulmakla taraflar lehine usuli kazanılmış hak doğacağından artık mahkemece bozma gereklerini yerine getirme zorunluluğu doğar.
Ne var ki; Mahkemece, bozma kararına uyulmasına rağmen bozma gereklerinin yerine getirildiği söylenemez.
Şöyle ki, bozma ilamında taşkınlığın imar uygulaması ile oluşup oluşmadığının belirlenerek sonuca gidilmesi gerektiği belirtildiği halde, müdahalenin nedeni saptanmadan karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; çekişmeli taşınmazlarda 28.08.1998 tarihli imar uygulaması ile ilgili kayıtların getirtilmesi, taşınmazların imar öncesi tapu kayıtları ile dayanak kayıtlarının edinilmesi, bilirkişilerden ayrıntılı rapor alınarak taşkınlığın imar uygulaması ile oluşup oluşmadığının belirlenmesi, imar öncesi ve sonrası parsellerin ve sınırlarının karşılaştırılarak krokide gösterilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek bozma gerekleri yerine getirilmeden karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, kabulüyle, hükmün 6100 sayılı HMK'nin geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 05/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)