MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar vekili, dava konusu 2 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binanın vekil edenleri tarafından yapıldığını, tarafların murisinin ya da davalının binanın yapımına herhangi bir katkısının olmadığını açıklayarak, dava konusu taşınmazda bulunan binanın vekil edenleri tarafından yapıldığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu binanın vekil edeni ile tarafların murisi tarafından birlikte yapıldığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne dair kararın eksik inceleme ile hüküm tesis edildiği gerekçesi ile Daire’nin 5.12.2017 tarih, 2017/16316 Esas ve 2017/16227 Karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, muhdesatın tespiti isteğine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Bilindiği üzere, muhdesatın tespiti davalarında, davanın konusu (müddeabih) muhdesat iddiasını kabul etmeyen davalıların paylarına isabet eden muhdesat değeri (zemin bedeli hariç) olup, buna göre, yargılama sonucunda hüküm altına alınan nispi karar ve ilam harcından, aynı şekilde 6100 sayılı HMK'nin 326/2. madddesi uyarınca yargılama giderinden ve davacı yararına takdir edilen vekalet ücretinden davalıların tapudaki hisseleri gözönünde bulundurulmak suretiyle sorumlu tutulmaları gerekir.
Hal böyle olunca, hüküm altına alınan harç ve yargılama giderlerinin az yukarıda açıklanan dava değeri esas alınarak hesaplanması doğru olmamıştır.
Ayrıca, Mahkemece bozma öncesi verilen 10.2.2015 tarihli kararda davacılar lehine 1.500 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olup, davacılar tarafından karar temyiz edilmemiş olmakla bu husus davalı lehine müktesep hak oluşturmuştur.
Bu durumda Mahkemece karar tarihindeki maktu vekalet ücreti esas alınmak suretiyle hüküm tesis edilmesi gerekirken davalı aleyhine fazla vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Ne var ki; bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün HUMK'un 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazının yukarıda 2. bentte açıklanan nedenle kabulü ile, hükmün 2.bendinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine “Alınması gerekli 3.660,17 TL harçtan peşin alınan 85,40 ile 4.766,00 TL ıslah harcının mahsubu ile fazla alınan 1.191,23 TL harcın karar kesinleştiğinde davacılara iadesine” cümlesinin yazılmasına, hükmün 3.bendinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine “Davacılar tarafından yapılan 4.766,87 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine” cümlesinin yazılmasına, hükmün 5.bendindeki “....22.693,30 TL ....” rakamının hüküm fıkrasından çıkarılmasına, yerine “....2.180 TL ....” rakamının yazılmasına 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 438. maddesi gereğince hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının 1. bentte açıklanan nedenle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 23.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy