MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
K A R A R
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun’la değiştirildikten sonra, gerçek kişilere tebligatla ilgili iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. Şöyle ki; muhatabın adres kayıt sistemindeki adresine, Kanun’un 21/2.maddesi uyarınca doğrudan tebligat yapılması mümkün değildir. Muhataba çıkarılan ilk tebligatın, öncelikle bilinen veya gösterilen en son adresine, adres kayıt sistemindeki adres olduğuna ilişkin şerh verilmeksizin Kanunun 10.maddesine göre normal bir şekilde çıkarılması gerekir. Muhatabın bu adreste bulunmaması durumunda, tebliğ memurunca Kanunun 20 ve 21.maddesinin birinci fıkrası ile Tebligat Yönetmeliği uyarınca; muhatap lehinde olan araştırmalar yapılarak tebligatın kendisine ulaşması ve bilgilendirme işlemlerinin yerine getirilmesi, muhatabın gösterilen adresten sürekli olarak ayrılması ve yeni adresinin de tebliğ memurunca tespit edilememesi durumunda, tebliğ evrakının tebligatı çıkaran merciye gönderilmesi gerekir. Ancak bu aşamadan sonra Kanun’un 10/2 ve Yönetmeliğin 16/2.maddeleri nazara alınarak, tebliğ evrakının adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek, Kanun’un 21/2.maddesine göre tebliği mümkün olabilecektir.
Öte yandan, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebliğ imkânsızlığı ve tebellüğden imtina” başlıklı 21/1. maddesinde; “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru, tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır” hükmü yer almaktadır.
Madde metni, iki hali birlikte düzenlemiştir. Bunlardan ilki “adreste bulunmama”, diğeri ise “tebellüğden imtina”dır. Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30. maddesinin birinci fıkrasında; “Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri, kolluk amir ve memurlarından araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde bu durumu yazarak imzalaması gerekir” hükmüne yer verildiği, Tebligat Kanunu'nun ''Tebligat Mazbatası'' başlıklı 23. maddesinin 7. bendinde; ''21. maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara müteallik muamelenin yapıldığının, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebin tebligat mazbatasına yazılmasının" emredildiği, ''Tebliğ mazbatasında bulunması gereken bilgiler ve tanzimi'' başlıklı Tebligat Yönetmeliğinin 35. maddesinin (f) bendinde ise; ''30. ve 31. maddelerdeki durumların gerçekleşmesi halinde bu hususlarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığının, adreste bulunmama ve kaçınma için gösterilen sebebin tebligat mazbatasına yazılacağının" hüküm altına alındığı görülmüştür.
Burada Yönetmeliğin 30. maddesi, tebliğ memuruna ilgilinin neden adreste bulunmadığını “tahkik etme” görevini yüklemiştir. Buna göre tebliğ memuru, tahkik etmekle kalmayıp, tevsike yönelik olarak yaptığı tahkikatın sonucunu Tebligat Kanunu'nun 23/7. ve Tebligat Yönetmeliği'nin 35/f maddeleri gereğince tebliğ evrakına yazacak ve maddede açıkça belirtildiği üzere ilgilisine imzalatacaktır. Ancak bu şekilde, yapılan işlemin, usulüne uygun olup olmadığı, hakim tarafından denetlenebilir. Muhatabın, tebliğ adresinde ikamet etmekle birlikte, kısa ya da uzun süreli ve geçici olarak adreste bulunmadığının, tevziat saatlerinden sonra geleceğinin beyan ve bunun tevsik edilmesi halinde, ancak, maddede sayılanlardan, örneğin muhtara imza karşılığı tebliğ edilip, 2 numaralı fişin kapıya yapıştırılması ve komşunun durumdan haberdar edilmesi işlemlerine geçilebilecektir.
Yine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 16. maddesinde kendisine tebliğ yapılacak şahsın adresinde bulunmaması durumunda tebliğin kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılacağı belirtilmektedir. Aynı Kanun'un 20. maddesi uyarınca da; tebliğ yapılacak şahısla aynı konutta oturan kişi, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğini belirtirse, keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanacak ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verecektir, bu kişiler tebliğ evrakını kabule mecburdurlar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse beyanını imzadan imtina ederse tebliğ eden bu beyanı şerh ve imza edecek, bu durumda ve tebliğ evrakının kabulden çekinme halinde, tebligat 21 inci maddeye göre yapılacaktır.
Muhatabın adreste bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 29. maddesinin birinci fıkrasında ise; aynı konutta oturan kişinin tebliğ yapılacak olanın geçici olarak başka yere gittiğini bildirmesi halinde tebliğ memurunun, muhatabın hangi sebeple adresten geçici olarak ayrıldığını, beyanda bulunanın adı ve soyadı ile sıfatını tebliğ tutanağına yazacağı, tebliğ tutanağını beyanda bulunana imzalattıracağı ve tebliğ edilecek evrakı beyanda bulunana vereceği belirtilmiştir.
Somut olayda, gerekçeli karar ve temyiz başvuru dilekçesi tebliğlerinin; davalı ...’a TK 21/1. maddesine göre yapıldığı ancak mazbatada adreste bulunmama sebebini söyleyen ve haber kağıdının kapıya yapıştırıldığının haber verildiği belirtilen komşunun kim olduğunun yazılmadığı, yine davalılar ..., ..., ...’a TK 16. maddesine göre yapılan tebligatlarda, mazbatada muhatabın adreste bulunup bulunmadığı ve bulunmama sebebi hususlarının yer almadığı, davalılar ..., ..., ...’a ise doğrudan TK 21/2 uyarınca tebligat yapıldığı tespit edilmiş olup, anılan tebligatların yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca usulsüz olduğu anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca; adı geçen bir kısım davalılara gerekçeli karar ve temyiz başvuru dilekçesi tebliğlerinin Tebligat Kanunu hükümlerine aykırı şekilde, usulsüz yapıldığı anlaşıldığından, belirtilen davalılara gerekçeli karar ve temyiz başvuru dilekçesi tebliğlerinin usulüne uygun olarak yapılması ve bu noksanlığın yerine getirilmesi, temyiz süresinin beklenmesi, ondan sonra gönderilmesi için dosyanın Yerel Mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 07.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy