MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
DAVALILAR : ..., ...
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi Ve Yıkım
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Şanlıurfa 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Şanlıurfa 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.05.2017 tarihli ve 2015/601 Esas, 2017/289 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun HMK'nin 353/(1)-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm verilmesi suretiyle kaldırılması ve davanın reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; dava konusu Mancı Mahallesi 2505. Sokak no:3/1 Şanlıurfa adresinde bulunan tapusuz taşınmazın mülkiyetinin 18.01.2013 tarihinde düzenlenen harici satım sözleşmesi ile müvekkiline geçtiğini, müvekkiline ait olan bu binanın 2013 yılından beri davalılar tarafından haksız ve hukuka aykırı bir şekilde kullanıldığını, davalılardan ...'in dava konusu taşınmazı diğer davalı ...'a kiraya verdiğini, bunun üzerine davalılara ihtarname gönderildiğini, ancak kullanıma son vermediklerini belirterek, davalıların el atmalarının önlenmesine ve 2013-2014-2015 yılı için ecrimisil ödemelerine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ...; açılan davayı kabul etmediğini, dava konusu evin şahsına ait olduğunu, dosyaya sunulan harici satım sözleşmesinin bilgisi dışında düzenlendiğini ve şahsını bağlamadığını, dava konusu yeri başka birinden satın aldığını ve bu konuda şahitlerinin olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava konusu yerin tapusuz olduğu, tapusuz yerlere ilişkin olarak ecrimisil istenemeyeceği belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. Yapılan kanun yolu incelemesinde; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesince(2018/961 E, 2018/924 K); davacı tarafından ibraz edilen 18.01.2013 tarihli gayrimenkul ara satış sözleşmesinin ... isimli kişi ile davacı arasında imzalandığı, satış sözleşmesinde davalı ...'in isminin geçmediği, ayrıca davacının dayandığı harici satış sözleşmesindeki ...'un ve yine ...'un haricen satın aldığı ... ...'ın ve davalı ...'in tapu kaydına göre dava konusu binanın bulunduğu 764 ada 5 parsel sayılı taşınmazda paydaş olmadıkları, bu itibarla davacının bu sözleşmeye dayanarak men-i müdahale ve ecrimisil isteyemeyeceği, davacının istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, ancak İlk Derece Mahkemesince hatalı gerekçeyle karar verildiği değerlendirilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulmuş ve davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; dava konusu taşınmazın 86,48 m2 yaklaşık 20-25 yıllık avlulu tek katlı kargir ev olduğu, Şanlıurfa ili, Merkez ilçesi, 764/5 parsel üzerinde kaldığı, parselde tarafların paydaş olmadığı, davacının dosyaya sunduğu harici satış sözleşmesine göre; 18/01/2013 tarihinde dava konusu binanın ... tarafından davacıya satıldığı, sözleşmede şahit olarak bulunan mahalle muhtarının davada davacı tanığı olarak dinlendiği; dava konusu evin sahibinin ...olduğunu, evi ...'a 9 Mart 2012 yılında sattığını beyan ettiği, buna ilişkin harici satış sözleşmesini dosyaya sunduğu, evi satın aldığını ve parasını ödediğini belirten davalı ...’in ise, buna ilişkin bir belgesi olmadığını ifade ettiği, binaya ilişkin elektrik şirketinden gelen abonelik bilgileri incelendiğinde; 01/01/1997 tarihinde dava dışı ... ...’un aboneliği başlattığı, 09.03.2012 tarihinde ise aboneliğin dava dışı Gazal ...’a geçtiği, 18.01.2013 tarihinde ise abonenin davacı ... olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda; yeterli inceleme ve araştırma yapılarak karar verildiğini söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır. Öncelikle; hem İlk Derece, hem de Bölge Adliye Mahkemesince ortaya konulan gerekçeler yerinde değildir. Şayet; ev üzerinde davacının hak sahibi olduğunun tespit edilmesi durumunda, evi diğer davalıya kiralayan ve bunu kabul eden davalı ... ve kiracı diğer davalı ...’nin sorumluluğunun doğacağı ortadadır. Bu itibarla dava konusu evi kimin yaptığı, uzun yıllardan beri kimin kullanımında olduğu, 2013 yılından önce evde kimlerin oturduğu, evi kullananların ne sıfatla tasarrufda bulunduğu tanıklardan sorularak belirlenmeli ve toplanan diğer delillerle birlikte değerlendirme yapılarak, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil yönünden karar verilmesi gerekirken, eksik araştırmayla yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle, HMK’nin 371. maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 21.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy