MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak-Tasarrufun İptali
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davalı-karşı davacı alacaklı vekili ve davacı-karşı davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı-karşı davalı üçüncü kişi vekili, mülkiyeti müvekkiline ait olan 63-04-015 tescil plaka nolu ekskavatör iş makinesi üzerine, 21.10.2014 tarihinde konulan haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı alacaklı vekili, davacının mülkiyet belgesi olarak sunduğu ruhsatın dayanağını oluşturan Noter Satış Sözleşmesinin muvazaalı olarak gerçekleştirildiğini, müvekkilinin alacağının 19.05.2014 tarihli fatura alacağı olduğunu, 01.09.2014 tarihli satış sözleşmesinin müvekkilinin alacağının doğduğu tarihten sonra yapıldığını, bu nedenle İİK'nin 280 ve devamı maddelerine göre karşı dava olarak açtıkları tasarrufun iptali davasının kabulüne, üçüncü kişinin yerinde olmayan istihkak davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, 2015/435 Esas, 2015/655 Karar sayılı 30.07.2015 tarihli karar ile, dava konusu iş makinesinin 01.09.2014 tarihli Noter Satış Sözleşmesi ile üçüncü kişi tarafından satın alındığı, iş makinesinin haciz hatta takip tarihinden önce üçüncü kişiye satılmış olması nedeniyle, lİK'nin 97/a maddesinde belirtilen mülkiyet karinesinin üçüncü kişi lehine olduğu, her ne kadar alacaklı tarafça satış işleminin alacaklıdan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığı iddia edilip, buna ilişkin tasarrufun iptali davası açılmış ise de, dosyaya sunulan noter senedi, fatura ve hacizli malın satış sonrası davacı tarafından muhafaza edilmesine ilişkin emniyet araştırması da göz önünde bulundurulduğunda iddianın yerinde olmadığı, İİK'nin 260 ve devamı madde şartları oluşmadığı gibi, tasarrufun iptali davası yönünden, Mahkemenin görevli olmadığı gerekçesi ile asıl davanın kabulüne, karşı davanın ise görev nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararın davalı-karşı davacı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2015/1957 Esas, 2018/11187 Karar sayılı 11.04.2018 tarihli kararı ile dava konusu mahcuzun tescile tabi iş makinesi olduğu, 01.09.2014 tarihinde borçlu tarafından üçüncü kişiye Noter Satış Sözleşmesi ile satıldığı, mahcuz Ticaret ve Sanayi Odası kayıtlarında halen borçlu adına tescilli iken, 21.10.2014 tarihinde dayanak takip dosyasından kayden haczedildiği, bunun üzerine davacı üçüncü kişinin 05.12.2014 tarihinde Ticaret ve Sanayi Odasına yaptığı başvurusunda, aldığı iş makinesinin kaydına noter satışından sonra haciz konulduğu için tescil işlemi yapılamadığını belirterek, bu hususta gereğinin yapılmasını talep ettiği, hal böyle olunca davacı üçüncü kişi dava konusu hacizden 05.12.2014 tarihinde haberdar olduğu halde, iş bu davanın yedi günlük süreden sonra 05.05.2015 tarihinde açıldığı bu durumda davanın süresinde açılmadığından bahisle reddi gerektiği, karşı dava yönünden ise bozma nedenine göre, davalı-karşı davacı alacaklı vekili tarafından açılan tasarrufun iptali davasında, başlangıçta mevcut olan hukuki yarar ortadan kalktığında tasarrufun iptali davasının hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde asıl davanın süre yönünden reddine, karşı davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş, karar davacı- karşı davalı üçüncü kişi vekili ve davalı-karşı davacı alacaklı vekili tarafından katılma yolu ile temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96 ve devamı maddelerine dayalı istihkak iddiası ile alacaklının karşı dava olarak İİK'nin 97/17, 277-280. maddeleri gereğince açtığı tasarrufun iptali talebine ilişkindir.
1.Davalı-karşı davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; İİK'nin 4949 sayılı Kanun'la Değiştirilen 363/1. maddesinin son cümlesindeki kesinlik sınırının aynı Kanunun Ek 1. maddesinin 1. fıkrası uyarınca 01.01.2016 tarihinden itibaren artırılan miktarı dikkate alındığında temyize konu değerin 6.310,00 TL'yi geçmediği anlaşıldığından temyiz dilekçesinin reddine,
2.Davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yargıtay ilamında belirtilen bozma sebepleri çerçevesinde işlem yapılarak karar verilmiş, bozma ile kesinleşen hususların yeniden temyiz sebebi yapılmasına usul hükümleri elvermemiş bulunmasına ve temyiz edilen kararda yazılı gerekçelere göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenler ile davalı-karşı davacı alacaklı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı-karşı davalı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile bozma gereğine ve usule uygun Mahkeme kararının İİK'nin 366. ve HUMK'un 428. maddeleri uyarınca ONANMASINA, taraflarca İİK'nin 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde davalı-karşı davacı alacaklıya iadesine ve 35,90 TL peşin harcın da onama harcına mahsubu ile kalan 18,50 TL'nin temyiz eden davacı-karşı davalı üçüncü kişiden alınmasına, 19.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy