MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı ... vekili, davacı ve davalının anne-oğul olduğunu, aralarında 22.12.2008 tarihinde adi yazılı sözleşme yaparak tarafların hissedar oldukları bir kısım taşınmazlardaki davacıya ait hisselerin davalıya devri ve karşılığında davalının davacıya 76.376,00 TL para ödemesi konusunda anlaştıklarını, sözleşmede geçen taşınmazlardaki hisselerin tapuda devredilmesine rağmen davacının sözleşmede kararlaştırılan bedelden 16.376,00 TL'yi halen ödemediğini, davalının hem sözleşme ile devredilen taşınmazları hemde sözleşme dışı yine paydaşı oldukları taşınmazları kiraya vererek gelir elde ettiğini ancak davacıya payını vermediğini açıklayarak, sözleşme gereği ödenmeyen 16.376,00 TL alacak ile davalıya devredilen taşınmazlar yönünden 12.000,00 TL, tarafların halen paydaş oldukları taşınmazlar yönünden 7.000,00 TL ecrimisil bedellerinin faizleriyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, davacının annesi olan davalıyla yaptıkları sözleşme gereği kararlaştırdıkları bedelin tamamının davacıya ödendiğini ve hususun adi sözleşmede davacının yazı ve imzasıyla da belirtilmiş olduğunu, ecrimisil talebi yönünden ise davacının 2008 yılına kadar annesi davalı ... ve kardeşi dava dışı ... ile birlikte aynı evde yaşadığını ve elde edilen kira gelirlerinin aile gideri (evin geçimi, davacının üç kez nişanlanması, davacıya alınan araç, aracın kredi ödemeleri, evlerin emlak vergileri vb) olarak birlikte kullanıldığını, davacı tarafın sözleşmeden kaynaklı alacak ve taşınmazlardan kaynaklı ecrimisil talebinin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının 16.376,00 TL'lik alacak talebinin yemin nedeniyle reddine, devredilen taşınmazlara yönelik ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile, 10.177,77 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine; davacının hali hazırdaki hissedar olunan taşınmazlara yönelik ecrimisil talebinin kısmen kabulü ile, 5.822,43 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde kısmen ret ve faiz yönünden davacı vekili, kısmen kabul yönünden davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece, dava konusu sekiz parça taşınmaz yönünden ecrimisil isteği haklı görülerek davacı lehine yazılı şekilde kısmen alacağa hükmedilmiş ise de dosya kapsamı incelendiğinde verilen kısmen kabul kararının yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği ve gerek öğretide gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere, ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği en azı kira geliri, en fazlası mahrum kalınan gelir kaybına karşılık gelen bir bedeldir.
Somut olayda; dava konusu sekiz parça taşınmazın tapu kayıtlarından 1990'lı yıllardan beri davacı ve davalı ile birlikte dava dışı diğer mirasçılar adına tapuda paylı olarak kayıtlı olduğu anlaşılmakta olup, taşınmazların hep davacının annesi olan davalı ... tarafından kiraya verildiği, davacı tarafın ecrimisil talep ettiği dönemler içerisinde davalı annesiyle birlikte aynı evde ikamet ettikleri, elde edilen kira gelirlerininde aile birliği giderlerine harcandığının taraf ve tanık beyanlarıyla sabit olduğu, bu şekilde yapılan kullanıma da davacının ses çıkarmadığı muvafakat ettiği açıktır. Davacı taraf eldeki temyize konu davayı açmadan evvel 29.06.2009 tarihli noter kanalıyla gönderdiği ihtarname ile davalı annesinden ecrimisil talep etmiştir. Dosya kapsamındaki tüm bilgi, belge, uzun süreli kullanım şekli ve tarafların anne-oğul olması hususları da birlikte değerlendirildiğinde davalının, davacı tarafından gönderilen ihtarname tebliğine kadar kullanımının davacının muvafakatine dayalı olduğunun, ihtarname ile muvafakatin geri alındığının kabulü gerekir. İhtarname öncesi dönem için davalı sorumlu tutulamaz.
İhtarname incelendiğinde 01.07.2009 tarihinde davalıya tebliğ edildiği, anılan ihtarname ile tebliğinden itibaren ecrimisilin ödenmesi için 7 günlük sürenin verildiği anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda dava konusu olup anne-oğul arasında yapılan 22.12.2008 tarihli sözleşmeye istinaden (ihtarnameden önce) Şubat 2009'da davacının hissesini tapuda devrettiği 196 ada 16 parsel 1, 2 ve 3 nolu bağımsız bölümler ile 166 ada 16 parsel 2 nolu dükkan ve 157 ada 9 parsel 15 nolu mesken yönünden ecrimisil talep edilmesi mümkün değildir. Kaldı ki, taraflar arasında gerçekleştirildiği tartışmasız olan 22.12.2008 tarihli adi sözleşmede "borçlar ödendiğinde yukarıda bilgileri yazılı hisseler devredildiğinde tarafların birbirlerinden hak ve alacağı kalmayacaktır." hususunun kararlaştırıldığı, 23.12.2008 tarihinde davacının parayı aldığına dair belgeyi yazıp imzaladığı ve söz konusu sözleşmede geçen beş parça taşınmazdaki hisselerin de Şubat 2009'da devredildiği tapu kayıtlarından sabittir. Davacının aralarındaki sözleşme içeriğine rağmen bu taşınmazlardan ecrimisil istemeside yerinde olmayıp, bu taşınmazlar yönünden talep hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Davacı taraf, ihtarname sonrası dönem için ve dava tarihi itibariyle halen hissedarı olduğu (sözleşme kapsamında bulunmayan) taşınmazlar yönünden ancak ecrimisil talep edebilecektir.
Davanın, eldeki dava tarihi itibariyle davacınında hissedarı olduğu dava konusu 40 ada 4 parsel, 196 ada 16 parselde 4 nolu dükkan ve 5 nolu dükkan yönünden sınırlı olmak ve davalı anneye noter ihtarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren verilen 7 günlük sürenin bitim tarihi ile dava tarihi 02.09.2009'a kadar işleyecek ve davacının taşınmazlardaki payı gözetilerek belirlenecek ecrimisil yönünden kabulüne, fazlaya dair talebin ise yukarıda izah edilen nedenlerle reddine karar verilmelidir. Mahkemece, yanılgılı değerlendirme ile devredilen taşınmazları ve ihtarname öncesi dönemi kapsar şekilde ecrimisile hükmedilmesi isabetsizdir.
Açıklanan yönlerden eksiklik ve hatalar giderildikten sonra oluşacak sonuç dairesinde karar vermek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2). bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının (1). bentte gösterilen nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 54,40 TL onama harcının peşin harçtan mahsubu ile artan 219,60 TL’nin istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 07.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy