(2004 S. K. m. 99) (6100 S. K. m. 27)
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Gaziantep 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 05.07.2018 tarihli ve 2017/480 Esas, 2018/553 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı üçüncü kişi vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı alacaklı vekili, 15.06.2017 tarihinde yapılan hacizde üçüncü kişinin istihkak iddiasında bulunarak mahcuzları borçludan aldığın iddia etmiş ise de satış işleminin muvazaalı olduğunu, haciz mahallinde davalı borçlu şirkete ait karton koliler, plastik sepetler ve demir kapılarda ... yazılarının tespit edilerek fotoğraflandığını, davalının sunmuş olduğu faturalarda mahcuzlara ilişkin ayırt edici özellik bulunmadığını belirterek, davanın kabulü ile istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, müvekkili ile davacı alacaklı arasında borç alacak ilişkisi bulunmadığını, davacının İİK’nin 99. maddesi kapsamında ileri sürebileceği meşru bir talebi ve davasına dayanak yapılabileceği somut delili bulunmadığını, davacının ileri sürdüğü vakıaların soyut olup hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, 15.06.2017 tarihinde yapılan ihtiyati hacizde üçüncü kişinin sunmuş olduğu faturaların ve vergi kaydının takibe konu bonoların vade tarihinden daha sonraki bir tarihe ilişkin olduğu, borçlu şirketin haciz adresinden ayrılmasının da bonoların vade tarihlerinden sonraki bir tarihte olduğu, borçlu şirket yetkilisinin kardeşi olan ...'in haciz sırasında mahalde hazır bulunduğu, SGK kayıtlarına göre daha önce borçlu şirket nezdinde çalışmakta iken daha sonra üçüncü kişi şirket nezdinde çalıştığı, bu itibarla borçlu ile üçüncü kişi arasında muvazalı ilişki bulunduğu yasal karinenin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğu, davalı üçüncü kişinin karinenin aksini güçlü ve inandırıcı deliller ile ispat edememiş olması nedeniyle alacaklının davasının kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı üçüncü kişi vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur.
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince, takibe dayanak senetlerin vade tarihinden sonra borçlu şirketin yetkilisi ...'in kardeşi ...'in istihkak iddia eden ... Terlik İç ve Dış Ltd. Şti.'de işçi olarak çalışmaya başladığı bu nedenle borçlu şirket ile istihkak iddia eden üçüncü kişi şirket arasında organik bağ ve muvazaalı ilişkinin mevcut olduğu kabul edilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27. maddesinde yer bulan “Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Tarafların gösterdiği deliller toplanmadan karar verilmesi, hukukî dinlenilme hakkının ihlalidir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı üçüncü kişi, toplanan deliller haricinde mahcuzları borçlu şirketten aldığını belirterek fatura sunmuş ve defter deliline dayanmıştır. Mahkemece, borçlu şirket ve üçüncü kişi şirketin ticari defterleri üzerinde yaptırılacak inceleme ile (açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılmış olması göz önünde bulundurularak) üçüncü kişi ile borçlu arasındaki ilişkinin gerçek bir ticari ilişki olup olmadığının belirlenmesi, sunulan fatura karşılığında ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ödemenin defter kayıtlarında yer alıp almadığı hususlarında Yargıtay denetimine elverişli uzman bilirkişi raporu alınması ve alınacak raporun dosyada mevcut diğer delillerle birlikte değerlendirilerek sonucuna göre istihkak iddiası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma neticesinde yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı üçüncü kişi vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 01.04.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi. (¤¤)