MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali Ve Tescil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın davacı ... yönünden açılmamış sayılmasına, diğer davacı ... yönünden kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı kayyım vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacılar Sulh Hukuk Mahkemesine hitaben tanzim ettikleri dava dilekçesinde, ... mahallesi 370 ada 30 parsel sayılı taşınmazda hissedar olduklarını, diğer hissedarın kim olduğunun tespit edilemediğini belirterek, diğer hissenin murislerinin mirasçıları üzerine geçirilmesini talep ve dava etmiştir.
Sulh Hukuk Mahkemesince, davanın kabulü ile taraflar arasındaki ortaklığın giderilmesine karar verilmiş, davacılardan ... tarafından hükmün temyizi üzerine, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 01.06.2015 tarihli ve 2014/13022 Esas, 2015/6036 Karar sayılı ilamı ile, dava dilekçesinin içeriğine göre, davacıların 370 ada 30 parsel sayılı taşınmazın 43/216 payının davalı Fatma oğlu Mehmet adına tapuda kayıtlı olduğunu ileri sürerek bu payın iptali ile kendilerinin ve diğer mirasçılar adlarına tescilini talep ettiklerinden mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken davanın ortaklığın giderilmesi şeklinde nitelendirilerek esasının karara bağlanmasının doğru olmadığı gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama sonunda görevsizlik kararı verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, davacı ...’ın açmış olduğu davanın HMK’nin 150. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına, diğer davacı ...’ın açmış olduğu davanın kabulü ile, Fatma oğlu Mehmet adına olan tapu kaydının iptali ile 43/432 payının davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, geri kalan payın malik adına devamına karar verilmiş, karar, davalı kayyım vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Her ne kadar Mahkemece davacı ...’ın açmış olduğu davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de; eldeki davanın ... mirasçıları tarafından açılmış, dava dilekçesinde Fatma oğlu Mehmet’e ait tapu kaydının iptali ile ...’ın mirasçıları adına tesciline karar verilmesi talep edilmiştir. Yargılama esnasında davacıların miras haklarını herhangi bir şekilde birbirlerine devrettikleri, sattıkları ya da bağışladıkları hususu ileri sürülmemiştir. Bu durumda; davacılar arasında elbirliği mülkiyeti kurulduğuna göre davaya davacı mirasçılardan birinin takip etmesi yeterli olup, tüm mirasçıların davayı takip etmesi gerekmediğinden, mahkemece mirasçı davacılardan ... hakkında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de Türk Medeni Kanunu’nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “aynı koşullar altında maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” denilmiştir.
Somut olayda, davacıların dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazı 1963 senesinden beri babaları ...’ın, onun ölümü ile kendilerinin kullandıklarını beyan ederek paydaş Fatma oğlu Mehmet’e ilişkin tapu kayıtlarının iptalini talep ettikleri, yargılamanın devamı esnasında ise bir kısım dilekçelerde, kayıt maliki Fatma oğlu Mehmet’in kim olduğunun bilinmediğini, bir kısım dilekçelerde ise Fatma oğlu Mehmet’in öldüğünü beyan ettikleri anlaşılmıştır.
Bu durumda davanın TMK'nin 713/2 maddesine dayalı açıldığı açık ise de bu maddede yazılı ‘malikin tapu kütüğünden kim olduğunun anlaşılamaması’ veya ‘kayıt malikinin yirmi yıl önce ölmüş olması’ sebeplerinden hangisine dayanıldığı anlaşılamamaktadır.
Mahkeme tarafından da bu hususta davacı tarafa net bir açıklama yaptırılmaksızın Fatma oğlu Mehmet’e ilişkin payın intikalinin yapılmadığı, Fatma oğlu Mehmet’in kim olduğunun bilinmediği, kadastro tespitinden sonra gerek murisleri gerek davacılar tarafından mülk edinme koşullarının oluştuğu, kayıt maliki hakkında tapu kaydının hukuki niteliğini yitirdiği gerekçe gösterilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu açıklamalar karşısında mahkemece Dairenin yukarıdaki ilke ve uygulamaları da dikkate alınarak davacı tarafa Türk Medeni Kanunu’nun 713/2. maddesinde yazılı hangi hukuki sebeplere dayandığı hususunun açıklattırılması, hukuki sebep belirlendikten sonra bu sebeple gerekli ilgili inceleme ve araştırmanın yapılması gerektiğinden, delillerin toplanması sonrasında oluşacak duruma göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile usule ve kanun hükümlerine aykırı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ : Yukarıda 1. ve 2. bentlerde açıklanan nedenlerle davalı kayyım vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. Maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’un 428. Maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 07.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy