MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Gaziantep 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.11.23017 tarihli ve 2017/113 Esas, 2017/470 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, davacıya ait dava konusu 2415 parsele davalı ... tarafından müdahale edildiğini, davalı tarafından Türkiye’nin en yüksek çocuk oyun grubu 23 eserden oluşan Miniatürk, dağ kızağı, amfi tiyatro, su dansı, konser alanı ve restaurantların ve teleferiğin bulunduğu park inşa edildiğini, ticari kazanç sağlandığını, davalının bu arsaya müdahalede bulunduğu tarihten itibaren haksız olarak kullandığı süreler için fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 20.000 TL ecrimisilin davalıdan yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili süresinde verdiği cevap dilekçesi ile davacının ancak 5 yıllık ecrimisil isteyebileceğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş olup mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu kez davacı vekili Bölge Adliye Mahkemesinin kararını temyiz etmiştir.
Dava; ecrimisil istemine ilişkindir.
Mahkemece; “19.07.2017 tarihli keşif sonrası alınan 01.08.2017 tarihli bilirkişi heyeti raporunda açıkça belirtildiği üzere; dava konusu taşınmazın boş arsa olarak kiraya verilmesinin mümkün olmaması, taraflarca dava konusu taşınmazın bulunduğu çevredeki taşınmazlarla ilgili boş arsaların kiraya verildiğine dair emsal kira sözleşmelerinin sunulamaması karşısında alınan bilirkişi raporunun yeterli olduğu kanaatine varılarak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda taşınmazın boş arsa olarak kiraya verilememesi nedeniyle davacının ecrimisil isteme haklarının doğmadığı (aynı yönde, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2015/24174 Esas, 2016/11291 Karar sayılı ilamı)” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve bu karara karşı davacı vekilinin istinaf talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince “Ecrimisil tazminatı talep edilebilmesi için boş arsa olarak el atılan taşınmazın bu niteliği ile gelir getirecek şekilde kiraya verilebilmesi gerekmektedir, aksi halde davacı yönünden herhangi bir zarar söz konusu olmayacağından tazminat isteme koşulu olan zarar unsuru gerçekleşmemiş olacaktır. Somut uyuşmazlıkta mahkemece gerekli inceleme yapılmış, bu doğrultuda alınan 01.08.2017 tarihli bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın boş arsa vasfıyla gelir getirecek şekilde kiralanmasının olanaklı olmadığı ortaya konulmuş olmakla İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.” şeklindeki gerekçe ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmişse de sırf boş arsa olarak gelir getiremediği gerekçesiyle yeterli araştırma inceleme yapılmadan hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuyla karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Hemen belirtelim ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.
Dava konusu taşınmaz her ne kadar tapuda tarla vasfındaysa da alınan bilirkişi raporlarından arsa niteliğine haiz olduğu anlaşılmakta olup yine de mahkemece taşınmazın niteliğinin tam olarak yeniden belirlenmesi buna göre bilirkişilerce araştırma yapılması gerekmektedir. Eğer özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmesi, gerekirse aynı olmasa bile yakın nitelikteki yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri resen araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmelerinin de getirtilmesi, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırmasının yapılması, üstün veya eksik taraflarının belirlenmesi ,hiç emsal bulunamaması halinde ise emlak piyasalarından, internet ortamından, heyet tecrübelerinden, taşınmazın mevcut özelliği, yer, konum ,yüzölçümü ,alt yapı durumu, ulaşım vb. yönünden değerlendirme yapılarak ecrimisil değerinin belirlenmesi ile iddia ve savunma çerçevesinde bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK'nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenlerle BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy