MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın usulden reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, vekil edenlerinin kayden paydaşı oldukları 5 adet tapulu taşınmaza davalıların ekip-biçmek ve muaraza çıkarmak suretiyle müdahale ettiklerini belirterek davalıların dava konusu taşınmazlara elatmalarının önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, çekişmeli taşınmazların vekil edenlerinin kök mirasbırakanları adına kayıtlı olduğunu, taraf tapu kayıtlarının aynı sınır ve miktarda olduğunu, ancak davacıların tapularının yolsuz tescil edildiklerini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ilk hükümle, ortada çifte tapu mevcut olduğu, gerçek kaydın anlaşılabilmesi için tapu iptal davasının açılması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 15/01/2009 tarihli ve 2008/12172 Esas 2009/329 Karar sayılı ilamı ile gerek taraflarca, gerekse Mahkemece benimsendiği üzere ortada çifte tapu olgusunun bulunduğu, bu durumda, davacıya kayıt tashihi bakımından tapu iptali davası açması için önel verilmesi gerektiği, dava açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi, ondan sonra toplanan ve toplanacak delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemesince yeniden yapılan yargılama neticesinde, davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Somut olayda, Mahkemece, az yukarıda bahsi geçen bozma ilamı uyarınca, davacı tarafa tapu iptal ve tescil davası açması için süre verilmiş, davacı tarafça Başkale Asliye Hukuk Mahkemesine 2009/172 Esas numarası ile 02/12/2009 tarihinde çifte tapunun iptali için tapu iptal ve tescil davası açılmış, Mahkemece 18/06/2019 tarihli celseye kadar bahsi geçen davanın bekletici mesele yapılmasına karar verilmiş, 18/06/2019 tarihli celse de, meni müdahale davasında zilyetlik esas alınacağından tapu iptal ve tescil davasının beklenilmesinden vazgeçilerek, dava konusu yerin neresi olduğunun açık bilgilerinin sunulması için taraflara kesin süre verilmiş, verilen kesin süreye rağmen davacı tarafından dava konusu yerin neresi olduğu açıklanmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karar dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki, bozma kararına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak doğacağı kuşkusuzdur. O halde, Mahkemece, bozma ilamına fiili olarak uyulmasına ve davacı tarafça bozma ilamı uyarınca tapu iptal ve tescil davası açılmış olmasına göre, bu davanın bekletici mesele yapılmasına karar verilmesi gerekirken, bozma gereklerinin yerine getirilmemiş olması nedeni ile hükmün yeniden bozulması gerekmiştir. Ayrıca, dosya kapsamına göre, bozma ilamından önce, tarafların ve tanıkların huzurunda, dava konusu yerde keşif yapılmış, yerinde bir kısım tapu kayıtları uygulanmış ve fen bilirkişi tarafından bu kayıtların dava konusu taşınmaza aynen uyduğu bildirilmiştir. Bu durumda, dava konusu yer yapılan keşifle tespit edildiğinden, Mahkemece, davacılara, dava konusu yerin bildirilmesi için kesin süre verilmesi ve kesin sürenin sonuçlarına uyulmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmesi de yanlış olmuştur.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 16.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy