MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın iptali
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili; ...köyü sınırları içerisinde bulunan 25 parsel nolu taşınmaz hissesinin tapuda ...adına kayıtlı olduğu, adı geçen kişilerin kendisinin ve mirasçılarının tanınmaması nedeniyle...ın yönetim kayyımı olarak atandığını, kayyım hissesinin haksız olarak kullanıldığının tespit edildiğini, kıymet takdir komisyonunun taşınmazın işgalinden dolayı davalı adına 18.760,00 TL tazminat bedeli takdir edip bunun davalıya tebliğ edildiğini, tazminat bedelinin süresi içerisinde ödenmediğinden dolayı Antalya 11. İcra Müdürlüğünün 2010/27302 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalının söz konusu taşınmaz üzerinde herhangi bir hakka da sahip olmadığından, borçlunun haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; vekil edeninin dava konusu yeri malik sıfatıyla/mülkiyet hakkına istinaden kullandığını, kimsenin kendi tapu hakkına istinaden kullandığı bir yer nedeniyle bedel ödemek zorunda olmadığını, davacının icra takibi ve davası haksız olduğu için toplam takip alacağının %40’ından az olmamak üzere icra inkar tazminatının davacıdan alınıp davalıya verilmesini taleple davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece verilen ilk kararda davanın kabulüne hükmedilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince, eksik harç gerekçesi ile bozulmasına karar verilmiş, mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, ecrimisil alacağına yönelik yapılan takibe itirazın iptali isteğine ilişkindir.
Kural olarak, paydaşlar, intifadan men edilmedikçe birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. Ancak, bu kural o yeri kullanabilecek paydaşlar arasında geçerlidir. Kimliği tespit edilemeyen kişinin, o yeri kullanması olanağının bulunmadığı açıktır. Öte yandan kimliği tespit edilemeyen kişinin haklarını korumakla yükümlü olan kayyımın, bedelsiz olarak taşınmazın kullanılmasına izin verme olanağı bulunmadığından kayyımla idare edilen yerler için intifadan men şartı aranmayacaktır. Yargıtay’ın ve Dairemizin yerleşmiş uygulamaları bu yöndedir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davalının da paydaşı olduğu dava konusu 25 parsel sayılı taşınmazın bir kısım paydaşlarına Antalya 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/1878 Esas, 2009/1130 Karar sayılı kararı ile İstanbul Defterdarının kayyım tayin edildiği, intifadan men kuralı o yeri kullanabilecek hissedarlar arasında geçerli olduğundan eldeki davada intifadan men şartının aranmayacağı açıktır.
Mahkemece yapılması gereken iş, talep edilen dönemler için hesaplanacak ecrimisile hükmetmek gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 07.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy