MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın usulden reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A RA R
Davacı vekili, ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen 323 parsel sayılı taşınmazda vekil edeninin hissesine tekabül eden kısımda villa ve yüzme havuzunun vekil edenine ait olduğunu, davalıların bu ev ve havuz ile bir ilgilerinin bulunmadığını açıklayarak, dava konusu ev ve yüzme havuzunun vekil edenine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili ve davalılar ... ve ... davanın reddini savunmuş, davalılar ... ve ... davaya diyeceklerinin olmadığını bildirmiş, diğer davalı ... beyanda bulunmamıştır.
Mahkemece davanın reddine dair ilk karar, Daire’nin 18.04.2017 tarihli ilamı ile eksik araştırma ve inceleme yapıldığına işaret edilerek bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, Mahkemece, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK’nin) 114/g maddesinde gider avansının yatırılmamış olmasının dava şartı olarak belirlendiği, HMK’nin 138. maddesinde ise dava şartlarının öncelikli olarak inceleneceği ve karar verileceğinin hüküm altına alındığı, verilen kesin süre içinde davacı tarafça gider avansının yatırılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmiş ise de, Mahkemenin bu görüşüne katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki; gider avansına ilişkin HMK’nin 120. maddesinin dava konusu olayda uygulanması mümkün değildir. Davanın açıldığı 13.04.2011 tarihinde yürürlükte olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda gider avansı alınmasına yönelik bir düzenleme mevcut değildir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK’nin 114/g maddesinde ise, gider avansı dava şartı olarak düzenlenmiştir. Öte yandan HMK’nin 448. maddesinde, "Bu Kanun hükümleri tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır." düzenlemesi yer almakta olup, anılan düzenleme HMK'nin hükümlerinin tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal yürürlüğe gireceğine yöneliktir.
Uyuşmazlığa konu davanın 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu tarihte açıldığı, tahkikat aşamasına geçildiği gözetilerek bu aşamada HMK'nin 324. maddesi uyarınca sadece delil avansı istenebileceği gözden kaçırılarak ve istenen avansın kapsamı açıkça belirtilmeden yazılı şekilde kesin süre içerisinde gider avansının yatırılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla ve HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 30.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy