MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı üçüncü kişi vekili ile davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı üçüncü kişi vekili, müvekkiline ait iş yerinde müvekkiline ait menkullerin haczedildiğini, mahcuzların faturalarının bulunduğunu, 11.03.2010 tarihli hacizden 9 ay sonra haciz mahalline taşındığını, borçlu ile ilgilerinin olmadığını iddia ederek davanın kabulünü istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, borçlu ile üçüncü kişi şirket arasında organik bağ olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine ilişkin verilen karar, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 02.07.2015 tarihli ve 2015/4531 Esas 2015/14428 Karar sayılı ilamı ile;dava konusu haczin yapıldığı adreste ve yine borçlu şirketin taşındığı yeni adreste kimlerin faaliyet gösterdiğine dair vergi dairesi kayıtlarının istenmesi ile kolluk araştırması yapılması, elde edilen bilgilerin diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur. Mahkemece, üçüncü kişinin haciz yapılan adrese birinci hacizden sonra taşındığı, borçlu şirket ortağı ...’in üçüncü kişi şirketteki hissesini borcun doğumundan sonra devrettiği, borçlu ile üçüncü kişi şirketlerin aynı alanda faaliyet gösterdiği, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı üçüncü kişi vekili ile vekalet ücreti yönünden davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, üçüncü kişinin İİK'nin 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Dava konusu 10.03.2011 tarihli haciz, üçüncü kişi şirket ortağı huzurunda yapılmış olup, borçlu adına aynı adrese çıkartılan ödeme emri 27.01.2010 tarihinde borçlunun işçisine tebliğ edilmiş ve aynı yerde yapılan 11.03.2010 tarihli hacizde, borçlu şirket yetkilisi hazır bulunmuş ise de, dosya kapsamında yer alan ticaret sicil kayıtlarına göre borçlu şirket haciz adresinden 26.03.2010 tarihinde farklı bir adrese taşınmış, üçüncü kişi şirket ise haciz adresinde 10.12.2010 tarihinde faaliyete başlamıştır. Borçlunun ilk hacizden sonra taşındığı adresle ilgili olarak yapılan 29.2.2016 tarihli kolluk araştırmasında, borçlu şirketin 2010 yılı başlarında binanın 3. katında faaliyet gösterdiği, 5-6 ay faaliyet gösterdikten sonra taşındığı, dava dışı firma sahibinin bilgileri ile tespit edilmiştir. Yine haciz adresine ilişkin olarak yapılan 29.02.2016 tarihli kolluk araştırmasında, haciz yapılan adreste borçlu şirket, dava dışı İzzet Şahin’e ait bebek dükkanı, üçüncü kişi şirket ve o tarih itibari ile de dava dışı ... Tekstil firmasının bulunduğu, hepsinin bebe giyim üzerine faaliyet gösterdiği, dava dışı firma yetkilisinin beyanı ile tespit edilmiştir. Yine davacı üçüncü kişinin delil olarak sunduğu, dava dışı ... Tekstil- ... ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne hitaben yazılan 14.12.2010 tarihli belge ile, haciz mahallindeki şube adresini 30.11.2010 tarihinde kapattığını bildirmiş, yine aynı içerikli 16.12.2010 tarihli belge ile Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurarak kapanış işlemlerinin yapılmasını istemiştir. Davacı tanıkları da, haciz mahallinde borçlu şirketten sonra dava dışı ... Tekstilin faaliyette bulunduğunu beyan etmişlerdir. Öte yandan, dosya kapsamında yer alan ticaret sicil kayıtlarına göre, üçüncü kişi şirket, borcun doğumundan önce kurulmuştur. Her ne kadar borçlu şirket ortaklarından ..., üçüncü kişi şirkette de ortak iken borcun doğumundan sonra 13.10.2009 tarihinde ayrılmış ise de, anılan şahsın üçüncü kişi şirketteki hissesi 30.000 iken diğer ortağına payının 270.000 olduğunun anlaşıldığı, yine son durumda borçlu şirket ortakları ile üçüncü kişi şirket ortakları arasında organik bağ olmadığı görülmüştür. Ayrıca borçludan sonra haciz mahalline taşındığı anlaşılan dava dışı ... Tekstil firması yetkilisi ile borçlu şirket ortakları arasında organik bağ olduğuna dair de dosyaya yansıyan herhangi bir bilgi belge görülmemiştir. Bu durumda,mülkiyet karinesi davacı üçüncü kişi lehine olup, davanın İİK m. 96 gereğince üçüncü kişi tarafından açılması ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmaz. Mülkiyet karinesinin aksinin davalı alacaklı tarafından inandırıcı delillerle ispat edilmesi gerekirken, davalı alacaklı karinenin aksini ispatlayamadığından davanın kabulü yerine, oluşa ve dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün İİK'nın 366 ve 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma gerekçesine göre alacaklı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının reddine, İİK'nın 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacı üçüncü kişiye iadesine, 54,40 TL onama harcının peşin harçtan mahsubu ile artan 31,60 TL’nin istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya iadesine, 13.10.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy