MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Ve Eski Hale Getirme Bedeli
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi değerden reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacılar vekili, vekil edenlerine ait dava konusu taşınmazların, davalı şirket tarafından kablolama işlemi yapılmak üzere işgal edildiğini, kablolama sırasında araziye de zarar verildiğini açıklayarak, araziye verilen zarar için 100 TL ile yıllık 1500 TL kullanım bedeli ve 750 TL ecrimisilin davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiş, 07.02.2014 tarihli dilekçesi ile, 6.733,72 TL kullanım bedeli, 5.839,54 TL gelir kaybı olmak üzere talebini 12.573,26 TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili, vekil edeni şirketin dava konusu alanda alt yapı çalışmaları yaptığını, bu çerçevede yüklenici ... A.Ş tarafından yürütülen çalışmalarda bazı arazilerde kazılar yapıldığını ve fiber optik iletişim kabloları döşendiğini, işin ... A.Ş’ye anahtar teslim olarak verildiğini bu nedenle sorumluluğun ... A.Ş.’ye ait olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 18.01.2016 tarihli ve 2014/13469 Esas, 2016/375 Karar sayılı ilamı ile bozulması üzerine Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Görev kamu düzeniyle ilgili olup yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilmesi gereken bir usül kuralıdır.
Dava, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğü zamanında 21.01.2010 tarihinde açılmış olup, davacı taraf davasını 2.350 TL bedel üzerinden açmış, yargılama sırasında talebini 12.573,26 TL olarak artırmıştır.
Hal böyle olunca, dava tarihinde Sulh Hukuk Mahkemelerinin görev sınırının 7.230 TL olduğu gözetilmek suretiyle, HUMK'un 8/1 maddesi gereğince görevsizlik kararı verilmesi yerine, esastan hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz talebinin yukarıda açıklanan nedenle kabulüyle hükmün 6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HUMK'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy