MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın kabulüne dair kararın davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 27.02.2020 tarihli ve 2018/4679 Esas, 2020/1935 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Davacı ... tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, dava konusu 5286 parsel taşınmazdaki 10 nolu bağımsız bölümün davacıya ait olduğunu, davalıların davacının bağımsız bölümünün 1 odasının duvarını yıkarak kendi bağımsız bölümlerine kattıklarını, davalıların tecavüzü nedeniyle ... 2. Shm de 2010/380 Esas sayılı dosya ile tespit de yapıldığından bahisle davalıların müdahalelerinin men’ini talep etmiştir.
Davalılar vekili; davalılara ait taşınmazın 3. kat 13 nolu çatı arası piyesli mesken olduğunu, kapı numarasının ise 11 olduğunu, evin 12 sene önce ilk sahibinden satın alındığını müteahhidin yaptığı şekli ile satın alındığını, herhangi bir değişiklik yapılmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 27.02.2020 tarihli ve 2018/4679 Esas ve 2020/1935 Karar sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Hükme karşı davacı vekili tarafından süresinde karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
Dava; elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Dairemizin 27.02.2020 tarihli ve 2018/4679 Esas, 2020/1935 Karar sayılı ilamı ile “Hemen belirtmek gerekir ki; görev kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen göz önünde tutulması gereken bir usul kuralıdır. 6100 sayılı HMK’nin 2. maddesi Asliye Hukuk Mahkemelerinin, 4. maddesi Sulh Hukuk Mahkemelerinin görev alanını belirlemiştir. Sulh Hukuk Mahkemeleri’nin görev alanının düzenlendiği HMK 4/ç bendi “Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları, görürler” şeklindedir. Bu düzenlemeden Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olup olmadığı hususunda özel yasalara atıfta bulunulduğu anlaşılmaktadır. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun Ek 1. maddesi “Bu kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlık Sulh Hukuk Mahkemelerinde çözümlenir” hükmünü içermektedir. Somut olayda, dava dilekçesi içeriğinden, iddianın ileri sürülüş biçimi ve bilirkişi raporundan çekişmenin, yapının projeye aykırı olarak imalından ve yapım aşamasında ortak alanlara müdahale edilerek oluşturulmasından kaynaklandığı açıktır. Bu durumda 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanun'un Ek.1 maddesi uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu da kuşkusuzdur. Hâl böyle olunca, uyuşmazlığın 634 sayılı Kanunun ek 1. maddesi kapsamında kaldığı gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde işin esası bakımından karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Ne var ki dosya kapsamı incelendiğinde; dava ilk olarak 26.11.2010 tarihinde ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılmış olup mahkemece 10.09.2013 tarihinde davanın 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerine tabi olduğundan Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Karar temyiz edilmemekle 18.11.2013 tarihinde kesinleşmiş ve süresinde davacı tarafından talep edilmesi üzerine ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesinde 2013/1045 Esasını almıştır. Bu defa Sulh Hukuk Mahkemesince 07.02.2014 tarihinde uyuşmazlık konusu yapının sözleşmedeki ve projedeki şartlara uygun yapılmadığı, bu bina ile ilgili yapı kullanma izin belgesinin alınmadığı ve binanın ruhsatsız olduğu dolayısıyla 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin uygulanamayacağı gerekçesiyle Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiştir. Davacı tarafından dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi istenilmişse de davalılar vekili tarafından hükmün temyizi üzerine Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 28.05.2015 tarihli ve 2014/20095 Esas ve 2015/8867 Karar sayılı ilamı ile dava konusu ana taşınmazda kat irtifakı kurulmuş olup Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 17. maddesine göre yapının tamamlanmış ve 2/3'ü fiilen kullanılıyor olması halinde Kat Mülkiyeti Kanunu hükümleri uygulanır ise de ana taşınmazın ortak yerlerinden kaynaklanan bir uyuşmazlık olmayıp uyuşmazlığın bitişik iki bağımsız bölüm maliki arasında tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi niteliğinde olduğudan Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile ... 2. Sulh Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararı onanmıştır. Onama ilamı üzerine dosya 09.09.2015 tarihinde kesinleştirilmiş ve 14.09.2015 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde şimdiki esasını almıştır. Mahkemece Yargtay 18. Hukuk Dairesinin görevsizliğe ilişkin onama ilamı dikkate alınarak işin esasına girilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla Dairemizin 27.02.2020 tarihli 2018/4679 esas ve 2020/1935 karar sayılı ilamı ile Yargutay 18. Hukuk Dairesinin Sulh Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararını onadığı ilam gözden kaçırılarak maddi hata yapılmak suretiyle göreve ilişkin bozma yapılması doğru görülmemiştir.
Davanın esasına ilişkin Asliye Hukuk Mahkemesinin kararı incelendiğinde ise ;
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişmeli kat irtifakı kurulu 6286 parsel sayılı taşınmazda bodrum + zemin + 3 normal katlı yapı bulunduğu, 13 numaralı bağımsız bölümün davalılardan ... adına, 1, 2, 7, 8, 9, 11 ve 15 numaralı bağımsız bölümlerin ise davacı ... adına kayıtlı olduğu, davaya konu taşınmazların kapı numaralarının ise 10 ve 11 olduğu, 17.11.1993 tarihli inşaat projesi uyarınca binanın inşa edilerek kat irtifakının kurulduğu ancak yapı kullanma izninin alınmadığı anlaşılmakta olup Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme ile hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir.
Şöyle ki; onaylı inşaat projesi mahallinde uygulanmadığı gibi bağımsız bölümlerdeki alansal farklılığın neden kaynaklandığı, fazladan kullanılan kısımların kaynağı da belirlenmemiş olup davalı tarafın bağımsız bölümü 13 nolu bağımsız bölüm olduğu halde 15.04.2013 tarihli hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda 14 nolu bağımsız bölümün 15 nolu bağımsız bölüme tecavüzünden bahsedilmiştir. O halde mahkemece; konusunda uzman bilirkişiler aracılığıyla yeniden keşif yapılması, kat irtifakına esas teşkil eden onaylı mimari projenin mahalline uygulanması, proje ile fiziki durum arasındaki farklılıkların tespit edilmesi, arsa payı oranına göre hangi bağımsız bölümün ne kadar alan kullanması gerektiğinin saptanması, taraflara ait bağımsız bölümlerde projeden fazla alan kullanımı tespit edilmesi halinde nereden kaynaklandığının birbirleri aleyhine mi yoksa yapının ortak alanlarından eksiltmek suretiyle mi kullanım olduğunun belirlenmesi, çekişmeli alanın hangi kat malikine düştüğünün tespit edilmesi, tespit edilen bu hususların denetime açık krokiye yansıtılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Hal böyle olunca, hükmün az yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmesi gerekirken, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasında maddi hata yapıldığı anlaşılmıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı ...’ın karar düzeltme talebinin, 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'un 442/3. maddesi gereğince kabulüne; Dairemizin 27.02.2020 tarihli ve 2018/4679 Esas ve 2020/1935 Karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca açıklanan gerekçeler ile BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 31.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
Full & Egal Universal Law Academy