MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.04.2019 tarihli ve 2017/455 Esas, 2019/480 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı ... vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava dilekçesinde, davalıların yöneticisi oldukları Çukurova Eğitim ve Kültür Vakfı'nın 23.07.2016 tarihli ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan vakıflar arasında yer aldığı, vakfın 2011-2015 dönem faaliyetlerinin denetlendiği, denetim sonunda düzenlenen 13.05.2016 tarihli ve 13 sayılı raporda vakıf yöneticilerinin vakfı zarara uğrattıklarının bildirildiği açıklanarak; 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 10. maddesi gereğince, "davalıların Çukurova Eğitim ve Kültür Vakfı yönetim görevinde yer almadıklarının tespiti" ile Meclis üyesi olamayacağına ve 5 yıl süreyle aynı veya başka bir vakfın denetim ve yönetim organında görev alamayacağına karar verilmesi istenmiş, bir kısım davalılar sundukları cevap dilekçeleriyle davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulü ile davalıların görevden alınmalarına ve 5737 sayılı Yasa'nın 10. maddesinin 4. fıkrası uyarınca 5 yıl süre ile aynı ve başka bir vakfın yönetim ve denetim organında görev alamayacaklarına karar verilmesi üzerine; davalı ... vekili istinaf yoluna başvurmuş, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiş, bu son karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.04.06.1958 tarihli ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak kanun hükümlerini tespit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir.
Dava dilekçesinin talep sonucu kısmında "davalıların yönetim görevinde yer almadıklarının tespiti" istenmiş ise de iddianın ileri sürülüş şekline göre dava; 667 sayılı KHK ile kapatılan vakfın yöneticileri olan davalıların, vakfı zarara uğrattıkları, vakfı amacına uygun yönetmedikleri gerekçesi ile Vakıflar Kanunu 10. madde gereği görevden alınmaları ve buna bağlı olarak haklarında hak yoksunluğuna hükmedilmesi istemlerine ilişkindir.
5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 3. maddesinde; Yeni vakıf: Mülga 743 sayılı Türk Kanuu Medenisi ile 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre kurulan vakıfları, Vakıf yönetimi: Mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıflarda; vakfiye, 1936 Beyannamesi, vakıf senedi, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ve bu Kanuna göre vakfı yönetmeye ve temsile yetkili organı, Vakıf yöneticisi: Mülhak, cemaat ve esnaf vakıfları ile yeni vakıflarda; vakfiye, 1936 Beyannamesi, vakıf senedi, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ve bu Kanuna göre vakfı yönetmeye ve temsile yetkili kişi veya yetkili organlarda görev alan kişileri, ... ifade eder." 10 maddesinde ise; "Vakıf yöneticileri; vakfın amacına ve yürürlükteki mevzuata uymak zorundadır. Birinci fıkrada belirtilen zorunluluğa uymayanlar ile; a) Vakfın amacı doğrultusunda faaliyette bulunmayan, b) Vakfın mallarını ve gelirlerini amaçlarına uygun olarak kullanmayan, c) Ağır ihmal ve kasıtlı fiilleriyle vakfı zarara uğratan, d) Denetim Makamınca tespit edilen noksanlık ve yanlışlıkları verilen süre içerisinde tamamlamayan, düzeltmeyen veya aykırı işlemlere devam eden, e) Medeni hakları kullanma ehliyetini kaybeden veya görevini sürekli olarak yapmasına engel teşkil edecek hastalığa veya maluliyete yakalanan vakıf yöneticileri, Meclisin vereceği karara dayalı olarak Denetim Makamının başvurusu üzerine vakfın yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesince görevlerinden alınabilir." hükümlerine yer verilmiştir.
Dava şartları, mahkemece davanın esası hakkında yargılama yapılabilmesi için gerekli olan koşullardır. Diğer bir anlatımla; dava şartları dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan “kamu düzeni” ile ilgili zorunlu koşullardır.
Mahkeme, hem davanın açıldığı günde hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp incelemek durumunda olup; bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir.
Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (mesela, görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (mesela, kesin hüküm gibi). Olumsuz dava şartlarından birisi mevcutsa veya olumlu dava şartlarından biri mevcut değilse, davanın esası incelenemez. Bunun amacı, bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek, böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır.
Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da, açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Dava şartının eksik olması halinde nasıl bir usul işlemi yapılacağı, 6100 sayılı HMK’nin 115. maddesinde belirlenmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.
6100 Sayılı HMK'nin 114.maddesinde hukuki yarar dava şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemenin, her dava açıldığında davacının dava açmakta hukuki yarar bulunup bulunmadığını kendiliğinden incelemesi gerekir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; davalıların yöneticisi oldukları Çukurova Eğitim ve Kültür Vakfı'nın 23.07.2016 tarihli ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan vakıflar arasında yer aldığı, incelemeye konu davanın vakfın kapatılmasından sonra 20.02.2017 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Eldeki davada, dava tarihinden önce kapatılan vakfın yöneticilerinin görevleri kapatma ile sona erdiği, yani dava tarihi itibari ile vakıftaki görevleri sona ermiş olduğundan bu hususta mahkemeden davalıların görevden alınmalarını istemekte davacı yanın hukuki yararının mevcut olmadığı anlaşılmakla birlikte görevden alınma için ileri sürülen sebeplerin varlığının sabit olması durumunda Vakıflar Kanunu'nun 10/4. maddesi kapsamında yöneticilerin aynı veya başka bir vakfın yönetim ve demetim organında görev alamayacakları yönünde hüküm kurmaya engel olmadığı Kanunun açık düzenlemesi gereğidir.
Buna göre, İlk Derece Mahkemesince; vakıf yöneticilerinin (davalıların) görevden alınması talebinin HMK'nin 114-h maddesi gereğince hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 373/1. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 28.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy