(4721 S. K. m. 226, 227, 228, 232, 235, 239)
Dava: Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Karar: Davacı vekili, Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada; çekişme konusu taşınmaz bedelinin tümüyle kendisi tarafından ödendiği iddiasıyla tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde katılma alacağı talep etmiş, ıslah ile alacaklı eşin tasfiyeye konu paylı malda üstün yararını kanıtlamasına (TMK'nin 226/2. maddesine) dayalı tapu iptali ve tescil, terditli olarak alacak istemiş, katılma alacağı talebinin tefriki ve görevsizlik kararı üzerine aile mahkemesinde yargılamanın devam ettirildiği eldeki asıl dava dosyası ile kalan talepler hakkında verilen görevsizlik kararı üzerine, aile mahkemesinde yeni esasa kaydedilip eldeki asıl dava ile birleştirilen birleşen dava dosyasında, davacı vekili katılma alacağına ilişkin talebinin 10.06.2015 tarihli dilekçe ile 135.000,00 TL olduğunu açıklamış, 05.03.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile taşınmazın karar tarihindeki değer artışı nedeniyle fazlaya dair talepleri saklı kalmak üzere 255.475,00 TL katılma alacağı talep ettiklerini bildirmiştir.
Davalı vekili, asıl ve birleşen davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, birleşen davadaki tapu iptal ve tescil talebinin reddine, asıl ve birleşen davadaki katılma alacağına ilişkin talebin kısmen kabulü ile 137.500,00 TL katılma alacağının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Asıl dava, katılma alacağı; birleşen dava, TMK’nin 226/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil ile katılma alacağı talebine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye edilir (4721 sayılı TMK mad. 235/1). Eşlere ait kişisel ve edinilmiş mallar, mal rejiminin sonra ermesi anındaki durumlarına (nitelik, seviye, aşama vb.) göre değerlendirilir (TMK mad. 228/1). Bu malların, kural olarak tasfiye anındaki (TMK mad. 227/1 ve 235/1), sürüm (rayiç) değerleri (TMK mad. 232 ve 239/1) hesaba katılır. Yargıtay ve Dairemizin uygulamalarına göre, tasfiye tarihi karar tarihidir. Mahkemece, tasfiye konusu malın karara en yakın tarihteki sürüm değeri belirlenmelidir.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda; Mahkemece, karar tarihinden yaklaşık iki yıl önce 23.05.2017 tarihi itibarıyla hesaplanan güncel değere göre artık değere katılma alacağına hükmedilmiştir. O halde, Mahkemece güncel değerin hesaplandığı tarih ile karar tarihi arasında uzun zaman geçtiğinden taşınmazın değerinin güncelliğini yitirmiş olduğu gözetilerek, bozma sonrası verilecek karar tarihine en yakın değer belirlenerek katılma alacağının hesaplanması gerekirken, bu husus gözetilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (2) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle REDDİNE, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.05.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)