MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Hata Ve Hile Nedeni İle Davadan Feragat Beyanının Geçersiz Olduğunun Tespiti
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı ... dava dilekçesinde, davalı ... ile arasında görülen babalığın hükmen tespiti davasında, vekili olan avukatın babalık meselesinin tarafların rencide olmayacağı şekilde çözüme kavuşturulacağı yönünde güven verdiğini ve davadan feragat ettiğini, ancak daha sonra yapılan araştırmada vekili olan avukatın uzun yıllar davalı, aile çevresi ile ortakları bulundukları şirketlerin avukatlığını yaptığını öğrendiğini, vekilinin kendisini yanılttığı gerekçesi ile Finike Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/238 Esas sayılı dosyasında 25.03.2014 tarihli davadan feragat beyanının feshine karar verilmesini istemiştir.
Cevap dilekçesinde, davacının vekili olan avukata babalığın hükmen tespiti davasından feragat etmek üzere yazılı talepte bulunduğunu, vekilinin de bu talep doğrultusunda davadan feragat ettiğini ancak daha sonra çevresinin baskısı nedeniyle feragatı hükümsüz kılmaya çalışmakta olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının, avukatı ile arasında düzenlediği belgeye ilişkin hata veya aldatma bulunduğunu ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafında temyiz edilmiştir.
Dava, babalığın hükmen tespiti davasında davacı vekilinin davadan feragat beyanını hata hile yolu ile davacı asilin iradesi sakatlanarak alındığı iddiasına dayalı feragat beyanının geçersiz olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK’nin 311. maddesinde ‘‘Feragat ve kabul kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Hukuki netice doğuracak bir iradenin 6098 sayılı TBK’de belirtilen iradeyi sakatlayan hata (yanılma), hile (aldatma), ikrah (korkutma) gibi bir sebebe dayalı olarak yapıldığının saptanması halinde, anılan iradenin hukuki bir netice doğurmayacağı, böylesi bir iradeye de hukuki sonuç bağlanamayacağı açıktır. Feragatin davayı sona erdiren kesin bir usul işlemi olması nedeniyle feragatten dönülmesi olanaksız ise de, davacı taraf feragatin hata, hile veya ikrah nedeniyle geçersiz olduğunu aynı davada ileri sürebilir (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 6. Baskı. Cilt V. s.3646 vd).
Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunu'nun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.
Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; davacı ...'nın, 16.09.1994 doğumlu olarak Leyla ile ...'nin evlilik birlikteliği içinde doğduğu, Finike Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/237-2014/419 sayı ve 15.10.2014 tarihli kararı ile ...'nin ...'nın babası olmadığı DNA testi ile tespit edilmesi üzerine soybağının reddine karar verildiği ve verilen kararın 23.02.2015 tarihinde kesinleştiği, soybağının reddi sonucu ...'nın annesi Leyla'nın bekarlık hanesine evlilik dışı (baba bağı olmaksızın) doğum olarak tescil edildiği, ... vekili Av. ... tarafından ... aleyhine 10.07.2013 tarihinde (soybağının reddi davası ile aynı gün) Finike Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/238 Esas sayılı dosyası üzerinden davacı ...'nın biyolojik babasının davalı ... olduğu ileri sürülerek TMK'nin 301.maddesi kapsamında babalığın hükmen tespiti davası açılmış, davalı ... ilk duruşmaya katılarak; davayı kabul ettiğini, davacının kendisinin öz kızı olduğunu, özel bir laboratuvarda yapılan DNA testi ile de bu durumun sabit olduğu yönünde imzalı beyanda bulunduğu, nitekim soybağının reddi davasında Adli Tıp Kurumu İzmir Grup Başkanlığı Biyoloji İhtisas Dairesinin 08.05.2014 tarihli ve 155-269 sayılı raporu ile ... ... yönünden biyolojik babalığının reddedildiği, İstanbul Genetik Grubu Genetik Tanı Merkezinin 23.08.2012 tarihli raporunda ise babalık davasının davalısı... ile davacı ... arasında %99,99 doğruluk oranında ebeveynlik yönünde ilişki bulunduğunun tespit edildiği, babalığın hükmen tespiti davasının açılmasına dayanak Finike Noterliğinin 31.05.2013 tarihli ve 4458 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile Av. ...'in ... tarafından vekil tayin edildiği, vekaletnamede vekile soybağının tespitine dair (babalığın hükmen tespiti vs.) özel yetki verilmediği, ancak davadan feragat yetkisinin mevcut olduğu, UYAP sistemi üzerinden Av. ...'in 25.03.2014 tarihli dilekçe ile müvekkilinin talebi gereği davadan feragat ettiklerini mahkemeye bildirdiği, davacı ... ise 09.04.2014 tarihli dilekçe ile feragatın geçersiz olduğu ve davaya devam edilmesi yönünde dilekçe sunduğu ve bir gün sonra Finike Noterliği'nin 10.04.2014 tarihli ve 2639 yevmiye numaralı azilnamesi ile Av. ...'in vekillikten azlettiği, adı geçen avukat hakkında 22.07.2014 tarihinde Finike Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğu, Av. ...'in de 29.04.2014 tarihli dilekçesi ile ... hakkında "hakaret" suçundan şikayette bulunduğu, dilekçe içeriğinden davacı ... ile kendisini davalı ...'nin tanıştırdığını, işin takibi konusunda her ikisinin kendisi ile muhatap olduklarını, davaların DNA testi aşamasına geldiği aşamada...'nin kendisini aradığını ve ... ile bütün bağını kopardığını, bunun üzerine davacı ...'yı ofisine çağırarak davaların açılması ve bilirkişi incelemesi aşamasında tarafından yapılan masrafları ve vekalet ücretini talep ettiğini, davacının ise davaları takip etmek istemediği ve feragat etmek istediğini kendisine beyan etmesi üzerine yazılı beyanını alıp davadan feragat ettiğini, incelemeye konu davada ise davalı ... cevap dilekçesinde davacının davasının reddini istemiş, Av. ...'in arkadaşı olduğunu, bu durumu davacının da bildiğini beyan etmiş olduğu anlaşılmıştır.
Somut olay yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda değerlendirildiğinde; öncelikle şahsa sıkı sıkıya bağlı haklardan olan babalığın hükmen tespiti davası için 6100 sayılı HMK'nin 74.maddesi gereği özel yetki içeren vekaletname olması gerektiği, davadan feragat eden vekilinin vekaletnamesinde bu yönde özel yetki bulunmadığı, bu sebeple feragatın öncelikle bu yönü ile geçersiz olduğu, kaldı ki; davacı ... ile kayden baba ... arasında soybağının reddedildiği ve mevcut nüfus kaydına göre davacının annesinin bekarlık hanesinde baba bağı olmaksızın kayıtlı olduğu, davalı ...'nin ise özel bir laboratuvarda yapılan DNA incelemesinde davacının babası olduğu, nitekim davalı ...'nin bu durumu ve açılan babalık davasını katıldığı ilk duruşmada kabul ettiği, davacının davadan feragatten öte davalı ... ve Av. ...'in de kabulünde olduğu üzere...'nin yakın arkadaşı olan Av. ...'i...'nin araması ve vekilin de yargılama gideri ve vekalet ücretini davacıdan talep etmesi üzerine davacı ...'nın davayı takipten vazgeçme yönünde irade açıkladığı, nitekim davacı ... davadan feragat beyanından kısa bir süre sonra vekili azlettiği, hakkında şikayette bulunduğu ve davaya katılarak davayı sürdürmek iradesini ortaya koyduğu, bütün bu maddi olgular babalığın hükmen tespiti yönünden davacının lehine iken davacının davadan feragat etmesinin hayatın olağan akışına ters düştüğü ve davadan feragat beyanını iradesini sakatlayan hata (yanılma) hali ile verdiği ve bu beyanın geçersiz olduğunun kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulüyle, Yerel Mahkeme hükmünün, 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 23.06.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy