MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı-davalılar ..., ... ve ... ile davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ... İlçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan dava ve temyize konu 105 ada 12, 14, 15, 107 ada 9 ve 132 ada 13 parsel sayılı 1.368.48, 233.62, 25.176.94, 847 ve 28.782,79 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan, 105 ada 12, 14, 107 ada 9 ve 132 ada 13 sayılı parseller irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına, 105 ada 15 sayılı parsel ise Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
Davacı ... ve arkadaşları tarafından, davalılar ... ve arkadaşları aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi davası, davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmış; bu dava dosyası ile birleştirilen çekişmeli 105 ada 6, 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlar hakkında Mahkemenin verdiği önceki karar, Yargıtay tarafından, “davalıların dayandığı kesin hükmün dayanağı ilam ve eki haritasının yerine usulünce uygulanmadığı, davacıların dayanak 1289 tarih 38 sayılı tapu kaydının uygulamasının da yetersiz olduğu, çekişmeli 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise alınan beyanlar çeliştiği halde çelişkinin giderilmeksizin karar verildiği açıklanarak, davalı tarafın tutunduğu kesin hüküm ve dayanağı haritanın yöntemine uygun şekilde yerine uygulanması, davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının tüm tesis ve tedavülleri ile haritası getirildikten sonra mahallinde yöntemince uygulanarak kapsamının belirlenmesi, 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise beyanlar arasındaki çelişki giderilerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak ve dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davacılar ..., ... 'ın davalarının kısmen kabulüne, çekişmeli 105 ada 14, 107 ada 9, 132 ada 13 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitinin iptali ile toplam 892 pay kabul edilerek 848 payın davalı ..., 24’er payının davacılar ... ve ... adlarına tesciline, davacılar ..., ..., ... ve ...'ın davalarının kısmen kabulüne, çekişmeli 105 ada 12 parsel sayılı taşınmazın tapulama tespitinin iptaline, fen bilirkişileri ... ve ... ile Orman bilirkişisi ... tarafından müştereken hazırlanan 06.02.2015 havale tarihli raporuna ek krokide (12c) harfi ile gösterilen 930,07 metrekare ile (12a) harfi ile gösterilen 243,56 metrekarelik bölümlerin toplam 1173, 63 metrekare yüzölçümü ile bir bütün halinde ayrı bir parsel numarası ile payları oranında dayanak tapu kayıt malikleri ve mirasçıları adlarına, (12b) harfi ile gösterilen kısmın 194,85 metrekare yüzölçümü ile ... mirasçıları adlarına payları oranında tespit ve tesciline, 105 ada 15 parsel taşınmazın aynı rapora ek krokide (15a) harfi ile gösterilen 3811,79 metrekare yüzölçümlü bölüm ile (15c) harfi ile gösterilen 217,50 metrekare yüzölçümlü bölüm ve (15d) harfi ile gösterilen 897,20 metrekare yüzölçümlü bölümlerin toplam 4926, 49 metrekare yüzölçümü ile bir bütün halinde ayrı bir parsel numarası ile dayanak tapu kayıt malikleri ve mirasçıları adlarına, (15e) harfi ile gösterilen 17201,01 metrekare ve (15b) harfi ile gösterilen 3049,44 metrekare yüzölçümlü alanın toplam 20250,45 metrekare yüzölçümü ile toplam ... mirasçıları adlarına payları oranında, davacılardan ... ve arkadaşlarının ayrı ayrı kısmen kabulüne 105 ada 6 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline; krokide (6a) harfi ile gösterilen 1876,84 metrekarelik bölümün ayrı bir parsel numarası verilerek dayanak tapu kayıt malikleri ve mirasçıları adlarına payları oranında, (6b) olarak gösterilen bölümün 4031,63 m2 yüzölçümü ile davalı ... adına, çekişmeli 105 ada 7 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline; krokide (7a) harfi ile gösterilen kırmızı ile taralı bölümün 8211,39 metrekare yüzölçümü ile dayanak tapu kayıt malikleri ve mirasçıları adlarına payları oranında, (7b) ve (7c) olarak gösterilen bölümlerin ayrı birer parsel numarası verilerek (7b)’nin 2398,25, (7c)’nin 335,62 metrekare yüzölçümü ile dosyada mevcut kök muris ... veraset ilamı gereğince mirasçıları adlarına payları oranında, 105 ada 8 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline krokide (8a) harfi ile gösterilen kırmızı ile taralı bölümün 2716,00 metrekare yüzölçümünün dayanak tapu kayıt malikleri ve mirasçıları adlarına payları oranında, (8b) harfi ile gösterilen bölümün 1380,19 metrekare yüzölçümlü taşınmazın ayrı bir parsel numarası verilerek davalılar ... ve ... adına eşit hisselerle tespit ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı- davalılar ..., ..., ... ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde, bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluşacağından, bu hakkın ihlal edilmemesi için bozma gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Çekişmeli 105 ada 6, 7 ve 8 parsel sayılı taşınmazlar yönünden bozma ilamı gereğince açıklandığı üzere kesin hükmün ve tapu kaydının kapsamı usulünce belirlenmeksizin hüküm kurma yoluna gidilmiştir. Davacılar ... ve ...’ ın, davalı ... aleyhine açtığı dava yönünden ise, davacılar, taşınmazların kök muristen intikal ettiği ve terekenin taksim edilmediği iddiası ile dava açmış, davalı ise, çekişmeli taşınmazlardan 132 ada 13 sayılı parselin kök muristen intikal etmediği, 107 ada 9 sayılı parsel yönünden ise davalılardan pay satın aldığı savunmasında bulunmuştur. Ne var ki Mahkemece, taşınmazların öncesinin kök muristen mi geldiği yoksa kök muristen gelmeyip davalının kendisine mi ait olduğu, davalının pay satın alıp almadığı konusunda yapılan araştırma ve inceleme, dinlenen tek mahalli bilirkişinin ve tanıkların, uyuşmazlığı çözmeye yeterli olmayan soyut içerikte beyanda bulunmaları nedeniyle hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır. Öte yandan, aktarılan davaya konu çekişmeli 105 ada 15 parsel sayılı taşınmaz yönünden yapılan yargılamada, davacı ve davalı ... tapu kaydına dayandığı halde usulünce tapu kaydı uygulaması yapılmadığı gibi, dayanak tapu kayıtlarının hukuki kıymetini koruyup korumadıkları da araştırılmamıştır. Yine, aktarılan davaya konu olan ve Kadastro Mahkemesine 105 ada 15 parsel olarak aktarılan, Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/90 sayılı dosyasında dava konusu taşınmaz bölümünün fen bilirkişileri ... ve ... tarafından hazırlanan 14.02.2000 tarihli bilirkişi raporunda gösterildiği halde, Kadastro Mahkemesinde davaya konu edilen bu kısmın fen bilirkişisi ... tarafından düzenlenen 29.03.2004 tarihli bilirkişi raporunda, aktarılan davaya konu 105 ada 15 parsel sayılı taşınmazla birlikte 105 ada 12 ve 14 parsel sayılı taşınmazları da içine aldığı bildirilmiştir. Bu durum karşısında Mahkemece, aktarılan davanın kapsamında kalan taşınmazlar usulünce kesin olarak belirlendikten sonra taşınmazlarla ilgili, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 11 ve 27. maddelerinde öngörülen şekilde yöntemine uygun olarak askı ilanı yapılması, tutanakların dosya arasına alınması ve askı ilan süresi dolduktan sonra davaya devam edilmesi gerektiği ve kadastro tespiti sırasında malik hanesinin doldurulmasının hukuksal bir değer taşımayacağı düşünülmemiştir.
Yine birleşen dosyada davacı ...’nun, davalılar ... ve arkadaşları aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2002/883 Esas sayılı dosyası ile açtığı müdahalenin meni davası, dava konusu edilen taşınmaz hakkında tutanak düzenlenmesi sebebiyle görevsizlik kararı verilmiş olup, bu taşınmazın da 105 ada 8 parsel sayılı taşınmaz olduğu Kadastro Müdürlüğünün yazı cevabından anlaşıldığına göre, kadastro tespiti sırasında malik hanesinin doldurulmasının hukuksal bir değer taşımayacağı ve Kadastro Kanununun 30/2. maddesi gereğince araştırma ve inceleme yapılması gerektiği gözden kaçırılmıştır. Bu şekilde eksik ve yetersiz bir incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, davacı ... ve arkadaşlarının açtıkları davanın, çekişmeli 105 ada 6,7,8,15 parsellerin ve aktarılan dava kapsamında kaldıklarının belirlenmesi halinde, 105 ada 12 ve 14 parsel sayılı taşınmazlar yönünden dayanak 1289 tarih ve 38 numaralı tapu kaydı ile davalı ...’ın dayandığı tapu kayıtları ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte dosya arasına getirtilmeli, revizyon görüp görmedikleri saptanmalı; bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve fen bilirkişinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte; çekişmeli 105 ada 8 parsel sayılı taşınmaz yönünden bir kısım davalılar kesin hükme dayandığından, önceki tarihli bozma ilamında da değinildiği gibi kesin hüküm ve dayanağı harita yöntemine uygun şekilde yerine uygulanıp kapsamı belirlenmeli, uygulamada kadastro paftasının ölçeği ile kesin hükmün dayanağı haritasının ölçekleri eşitlenmeli, arz üzerindeki doğal ve yapay sınır yerlerinden haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalardan yararlanılarak haritalar yerine çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, kesin hükmün kapsamı bu yolla belirlenmeli; davacı ... ve arkadaşları ile davalı ...’ın dayandığı tapu kayıtları tesisinden itibaren yerel bilirkişiler yardımı ve fen bilirkişi aracılığı ile zemine uygulanmalı, hudutları tek tek zeminde gösterilmeli, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme imkanı tanınmalı, yerel bilirkişilerce gösterilen hudutlar fen bilirkişi krokisinde işaretlenmeli, tapu uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi beyanı komşu parsellerin tutanak içerikleri ve malikleri ile denetlenmeli, bu şekilde kaydın kapsamı belirlenerek fen bilirkişisine tarafların dayandığı tapu kayıtlarının kapsamını ve sınırlarını ayrıntılı olarak gösterecek şekilde, keşfi izlemeye elverişli ayrıntılı harita düzenlettirilmeli, akabinde kadastro tespit tarihinde yürürlükte olan şekli ile 3402 sayılı Kanun'un 13/B-c maddesindeki edinme koşullarının davalı taraf yararına gerçekleşmiş olup olmadığı da araştırılmalı; ayrıca, davacılar ... ve ...’ın davası yönünden de, taşınmazların evveliyatında kime ait olduğu, kim tarafından hangi süreyle nasıl kullanıldığı, taşınmazın kök muristen mi intikal ettiği yoksa davalının kendisine mi ait olduğu veya pay satın alıp almadığı hususları mahalli bilirkişi ve taraf tanıklarına sorulmalı, gerektiğinde davanın aydınlatılması bakımından tesbit bilirkişilerinin de beyanına başvurulabileceği hususu göz önünde bulundurulmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı; aktarılan davalar bakımından 3402 sayılı Kadastro Kanununun 30/2 maddesi hükmü gözetilmeli ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece bu hususları gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; Mahkemeci hangi gerekçelerle hüküm kurulduğunun tam olarak açıklanmaması da usul ve yasaya aykırı olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı-davalılar ..., ... ve ... ile davalı ...'ın temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harçların istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 04.11.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy