MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kadastro Tespitine İtiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 14.09.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden Metin Barıoğlu vs. vekili Avukat ... geldi, karşı taraftan Hazine vekili Avukat Elif Şahin katılımıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemenin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; "yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm vermek için yeterli olmadığı belirtilerek; davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavüllerinin getirtilmesi, tapu kaydına dayanan davacı tarafın kayıt maliki ya da malikleri ile irsi ilişkisinin sorulup saptanması, bölgede 4753 ve 5618 Sayılı Yasa uyarınca yaylak tahsisi yapılıp yapılmadığının sorularak yapılmış ise tahsis haritası ve eki belgelerin yerinden getirtilmesi, kayda dayanan tarafın tapu kayıt maliki ya da malikleri ile irsi ilişkisi gereği gibi saptandığı takdirde çekişmeli taşınmazların bulunduğu köye komşu belde ya da köyler halkından yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız yerel bilirkişi ve fen bilirkişisi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıklarının katılımıyla çekişmeli taşınmazlar başında keşif yapılması ve yapılacak bu keşif sırasında 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 20.maddesi hükmü uyarınca davacı tarafın dayandığı tapu kaydı ile yaylak tahsisi yapılmış ise yaylak tahsis haritası ve eki belgeler yerel bilirkişi yardımı ve fen bilirkişisi eliyle yerine uygulanması, taşınmazların bulunduğu bölgede yaylak tahsisi yapılmamış ise kadim yaylak olup olmadığı hususunda araştırma ve soruşturma yapılması, dava konusu taşınmazların tümü yada bir bölümünün dayanılan tapu kaydı ile yaylak tahsis haritasının kapsamı dışında kaldığının anlaşılması halinde tapu kayıt ve yaylak tahsis haritasının kapsamı dışında kalan taşınmaz ya da taşınmaz bölümleri yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılması, fen bilirkişinden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli 169 ada 2, 3, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi yaylak olarak sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına, 169 ada 6 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde, bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamının gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Her ne kadar bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacıların dayandıktan tapu kayıtlarının maliklerine ait veraset ilamlarını sunmak üzere davacı tarafa verilen süre içerisinde veraset ilamlannı sunmadıktan ve davacılar ile dayandıkları tapu kayıt malikleri arasında irs ilişkisinin ispatlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamında; yukarıda belirtildiği şekilde eksikliklerin tamamlanması ve yöntemince araştırma ve inceleme yapılması hususlarına işaret edilmesine rağmen, bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş, davacılann dayandıkları tapu kayıtlarının malikleri ile aralarında irs ilişkisi olup olmadığının belirlenmesi bakımından 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 25. maddesi uyarınca kadastro mahkemesinin verasete ilişkin uyuşmazlıkları da çözebileceği ve kadastro davalarına münhasıran veraset belgesi verebileceği hususu göz önünde bulundurulmamış, Kadastro Mahkemesinde tapuda müşterek mülkiyetin söz konusu olduğu durumlarda müşterek malikin kendi payına yönelik olarak tek başına dava açabilmesinin mümkün olduğu ve dosya arasına getirtilen bir kısım pay tapu kayıtlarında bir kısım davacının paydaş olduğu hususu dahi gözardı edilmiştir. Bu şekilde eksik inceleme ve araştırmaya dayanılarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, kadastro mahkemesinin verasete ilişkin uyuşmazlıkları da çözebileceği ve kadastro davalarına münhasıran veraset belgesi verebileceği de gözönünde bulundurularak, tapu kaydına dayanan davacılann dayandıklan tapu kayıtlarının maliklerinin ölüm tarihi itibariyle tüm mirasçıları ile miras payları tam ve kesin olarak belirlenmeli, tapu kaydına dayanan davacı tarafın kayıt maliki ya da malikleri ile varsa irs ilişkisi sorulup saptanmalı, dayanılan tapu kayıtlarının ilk tesislerinden itibaren tüm tedavüllerinin dayanağı harita ve eki belgelerle birlikte, dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgeye ait askeri ve memleket haritalarının ve ayrıca bu bölgede 4753 ve 5618 sayılı Yasa uyarınca yaylak tahsisi ve 4342 sayılı Yasa uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı sorulup saptanmalı ve yapılmış ise tahsis haritası ve eki belgeler yerinden getirtilmeli, kayda dayanan tarafın tapu kayıt maliki ya da malikleri ile irsi ilişkisi gereği gibi saptandığı takdirde dayanılan tapu kaydının dava dışı başka taşınmaz ya da taşınmazlara revizyon görüp görmediğinin, Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmazla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazları dıştan komşu taşınmazlar da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik haritanın ve dıştan komşu taşınmazların tümünün tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtların davalı iseler dava dosyaları getirtildikten sonra çekişmeli taşınmazların bulunduğu köye komşu belde ya da köyler halkından yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, tespit bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları, ziraat mühendisi bilirkişisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla çekişmeli taşınmazlar başında keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşif sırasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi hükmü uyarınca davacı tarafın dayandığı tapu kaydı ile yaylak tahsisi yapılmış ise yaylak tahsis haritası ve eki belgeler yerel bilirkişi yardımı ve fen bilirkişisi eliyle yerine uygulanmalı, tapu kaydının dayanağı haritası yoksa kayıtta tarif edilen sınır yerleri esas alınarak uygulama yapılmalı, tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, uzman bilirkişiye tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerinin düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, bu yolla öncelikle dava konusu taşınmazların dayanılan tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığının ayrıca taşınmazların bölgede yaylak tahsisi yapılmış ise taşınmazların yaylak tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız belirlenmeli, taşınmazların bulunduğu bölgede yaylak tahsisi yapılmamış ise kadim yaylak olup olmadığı hususunda araştırma yapılmalı, dava konusu taşınmazların tümü yada bir bölümünün dayanılan tapu kaydı ile yaylak tahsis haritasının kapsamı dışında kaldığının anlaşılması halinde tapu kayıt ve yaylak tahsis haritasının kapsamı dışında katan taşınmaz ya da taşınmaz bölümleri yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı; ziraat mühendisi bilirkişisinden, çekişmeli taşınmazların niteliğini, kullanım durumunu, imar-ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığını, böyle yerlerden ise imar-ihya edilip edilmediği hususlarında tarımsal niteliğini bildirir, taşınmazların komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde, toprak yapısını, eğimini, bitki desenini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetlik var ise zilyetliğin şeklini ve süresini açıklayan, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişinden keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde denetime elvenşli rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, bir kısım davacıların karar başlığında gösterilmemesi dahi isabetsiz olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’un 428. Maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 3.050,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacılara verilmesine,
taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine 14.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy