(466 S. K. m. 1, 2)
Haksız olarak tutuklu kaldığı günler için 466 sayılı Kanun gereğince tazminat isteğinde bulunan İbrahim'in bu isteğinin reddine dair, (Kırşehir Ağır Ceza Mahkemesi)nden verilen 20.9.1990 gün ve 1989/52 esas, 1990/144 karar sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığı'ndan tebliğname ile Daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü:
Kanun dışı yakalanan veya tutuklanan kimselere tazminat verilmesi ilkesinin hukuk devleti kavramı ile adalet duygusundan kaynaklandığı, dayanağının ise Anayasa olduğu izahtan varestedir.
Bu temel görüşe göre çıkarılmış bulunan 466 sayılı Kanunun 1. maddesinde tazminata müstahak bulunanlar 7 ayrı bent altında gösterilmiş, bu meyanda beraat hükmü tazminat taleb edebilmenin nedeni olarak kabul edilmiştir.
Anılan Kanunun 2. maddesinde dava açma süresinin beraat hükmünün kesinleşme kaydına bağlanması, olağanüstü kanun yollarına değinilmemesinden kaynaklanmaktadır. Bu hususun meskut kalması, olağanüstü kanun yollarından olan yazılı emirle suçsuzluğu saptanıp esasında beraat etmesi gerekenlerin tazminata müstahak olamayacakları anlamına gelemez.
Bilindiği gibi yazılı emir, Yargıtay'ca incelenmemiş davalar ve dolayısiyla bu merciin kontrolundan geçmemiş karar ve hükümler içinden kanuna muhalif olanlar hakkında öngörülen olağanüstü bir kanun yoludur. Bu yolla suçsuzluğu saptanan kimseler de beraat etmiş gibidir.
Açıklanan duruma göre yazılı emir yoluyla vaki bozma üzerine suçsuzluğu saptanan davacının açtığı tazminat davasının sürede olduğu gözetilmeden davanın yazılı düşüncelerle süre yönünden reddine karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve davacı vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepden dolayı istem gibi (BOZULMASINA), 21.3.1991 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy