(765 S. K. m. 80) (3713 S. K. m. 8)
Dava: Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü aleyhine propaganda yapmaktan sanık D.P.nin yapılan yargılaması sonunda; Mahkumiyetine dair ANKARA Devlet Güvenlik Mahkemesinden verilen 15/1/1993 gün ve 1991/174 esas, 1993/2 karar sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili ile C. Savcısı tarafından istenilmiş ve sanık yönünden incelemenin duruşmalı olarak yapılması talep edilmiş olduğundan dava evrakı C. Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Kamu davasının açılışında yasalarda öngörülen usul hükümlerine uyulduğu,
Mahkemenin yer ve uygulanması istenilen yasa maddeleri itibariyle davaya bakmaya yetkili olduğu, oluşumunda ve Hakimlerin hükme katılmalarında yasal açıdan bir usulsüzlük ve engel bulunmadığı, duruşmalarda Cumhuriyet Savcısının hazır olduğu,
Yargılamada açıklık kuralına uyulduğu,
Hükmün gerekçeli bulunduğu,
Sanığın savunma hakkının kısıtlanmadığı,
Öncelikle belirlendikten sonra hükmün esas yönünden incelenmesine geçildi:
Faaliyetleri Anayasa ile 2820 sayılı Siyasi Partiler Yasasına aykırı olduğu gerekçesi ile sonradan Anayasa Mahkemesince kapatılmış bulunan bir siyasi partinin Genel Başkanı olan sanığın 1991 yılı genel seçimleri nedeniyle televizyon ile çeşitli il ve ilçelerde yaptığı konuşmalarda yekdiğerine benzer şekilde sarf ettiği "Sosyalist Parti Kürt ve Türk halkları arasındaki tek köprü... bu düzen Kürt meselesinde iflas etmiştir ve buradan çatır çatır çöküyor, sorun Kürt halkının iradesine saygı gösterilerek çözülür, esas çözümü Kürt halkıdır. Kürtlere ne istiyorsunuz diye soracağız, yok ayrılmak isterlerse iradelerine saygı duyacağız, biz referandum yapacağız. Kürt halkına soracağız Hakkari'den başlayıp Antep'e kadar herkese soracağız. bu topraklarda ayrı bir devlet kurmak istiyor musunuz? Evet mi? Hayır mı? ... Sosyalist Parti iki halkın bir federasyonda birliğini, ortak iktidarını savunacak, Sosyalist Parti Kürt ve Türk halkı arasındaki son köprüdür... Doğuda özel savaşa son vereceğiz, her iki milleti eşit düzeye getirerek sonunda biçim olarak bir federasyonda çözerek son vereceğiz... Kürt ve Türk milleti bir halk cumhuriyeti kuracaklar... Kürt halkı yıllardır verdiği mücadeleyi ayağa kalkarak göstermeye başladı. Kürt halkı yeni bir devrim yapacak, biji serhildan, biji halkımız. Kürk halkını bu devlet o kadar ezmiş adını bile silmiş ve yasaklamış ama yasaklamakla olmuyor... şimdi Fırat'ı bu rejim bir sınırlardır, üçüncüsü ideolojik sınır, Türk Milliyetçiliği Fırat'ta boğuldu. geçmez öte tarafa, çünkü bu topraklarda milliyetçilik olmaz, bir Kürt sorunudur... Kürt milletine kendi kaderini tayin hakkı tanımalıdır... Botan'ın Kürt köylüsü ayağa kalkmış ve kendisinin efendisi olmaya başlamıştır. Ey düzen sen Kürt'ün adını mı yasakladın. Kürt halkı ayağa kalkıyor. Ezilen Kürt Anayasa yapıyor. Kanun yapıyor şeklindeki sözleri ile parti yayınlarında yer alan aynı nitelikte belirlemelerin 3713 sayılı terörle Mücadele Kanununun 8/1 maddesindeki hangi yöntem, maksat ve düşünce ile olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü hedef alan yazılı ve sözlü propaganda suçunu oluşturduğu, her ne kadar sanığın genel başkanı bulunduğu siyasi parti sonradan Anayasa Mahkemesince kapatılmışsa da, sanığın iddianamede yer alıp sübut bulup eylemlerinden dolayı temsil ettiği siyasi parti tüzel kişilik üzerinde 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanununda öngörülen kapatma çektirme ve ihtar şeklindeki yaptırımlardan ayrı olarak Ceza Hukukunun fiil ve faile ilişkin temel ilkelerine göre kişisel cezai sorumluluğu bulunduğu anlaşılmakla sanık ile vekillerinin temyiz dilekçeleri ile duruşmalı inceleme sırasında ileri sürdükleri yerinde görülmeyen usul ve esasa ilişkin temyiz itirazlarının reddine; Ancak:
Sanığın bir suç işlemek kararının icrası cümlesinde olarak değişik yerlerde, ayrı ayrı zamanlarda muhtelif kişi ve topluluklara aynı nitelikle propaganda yapmak suretiyle kanunun aynı hükmü birçok defa ihlal ettiği nazara alınarak tayin olunan temel cezanın TCK.nun 80. maddesiyle arttırılması gerekirken yazılı düşüncelerle maddenin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Sonuç: Kanuna aykırı ve C. Savcısının temyiz itirazları itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu nedenden dolayı tebliğnamedeki istek gibi BOZULMASINA, 01.02.1993 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy