(765 S. K. m. 2/2, 55, 59/1, 125) (1412 S. K. m. 322) (5237 S. K. m. 7, 31, 56, 62, 302)
Dava: Devlet'in hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik eylemlerde bulunmak suçundan sanık İzzet ile silahlı çetenin sair efradı olmak suçundan sanık Hüseyin'in bozmaya uyularak yapılan yargılamaları sonunda; sanıkların müsnet suçtan ayrı ayrı mahkumiyetlerine dair sanık İzzet yönünden resen de temyize tabi hükmün Yargıtay'ca incelenmesi, sanıklar vekilleri tarafından istenilmiş ve sanık İzzet vekilince incelemenin duruşmalı olarak yapılması talep edilmiş olduğundan, dava dosyası C. Başsavcılığı'ndan tebliğname ile Daire'ye gönderilmekle, usulüne uygun olarak yapılan tebligata rağmen sanık İzzet'in duruşmaya gelmediği ve bir mazeret de bildirmediği anlaşılmakla, her iki sanık hakkında duruşmasız olarak yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:
Karar: Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda;
1- Toplanan deliller karar yerinde incelenip sanık Hüseyin'in suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle bu sanığa ilişkin hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi ONANMASINA,
2- Sanık İzzet ile ilgili temyize gelince,
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın mensubu bulunduğu silahlı çete niteliğindeki örgütün ülke topraklarından bir kısmını devlet hakimiyetinden ayırıp bu bölgede bağımsız ayrı bir devlet kurmak şeklindeki amacına yönelik olarak vahamet arzeden olaylara fiilen katıldığının sübutu kabul ve eylemin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebi niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya nazaran verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddine;
Ancak;
Hükümden sonra 21.7.2004 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanıp aynı gün yürürlüğe giren 5218 sayılı Kanun uyarınca TCK'nın 125. maddesinde öngörülen ölüm cezası ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezasına dönüştürülmüş olup bu lehe değişikliğin TCK'nın 2/2. maddesi uyarınca uygulanmasının gerekmesi,
Bozmayı icap ettirdiğinden sanık hakkındaki hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, bu cihetin yeniden duruşma yapılmaksızın CMUK'nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,
Sonuç: Sanığın TCK'nın 125. maddesi gereğince ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, suç tarihi itibariyle TCK'nın 55/1. maddesi gereğince cezasının 20 yıl ağır hapis cezasına indirilmesine, aynı Kanun'un 59. maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 16 yıl 8 ay ağır hapis ceza ile cezalandırılmasına denilmek suretiyle, diğer yönleri doğru bulunan ve sanık yönünden resen de temyize tabi olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA 23.9.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy