(765 S. K. m. 68, 168, 450)
Dava: Hükümlü A. R. Bozyel hakkında, yasadışı terör örgütü üyesi olmak suçundan Erzincan 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 20.5.1996 gün ve 1993/133 esas, 1996/142 sayılı kararıyla tayin olunan 12 yıl 6 ay ağır hapis cezası ile taammüden adam öldürmek suçundan Erzurum Devlet Güvenlik Mahkemesinin 25.12.1998 gün, 1998/32-438 sayılı kararı kapsamındaki 2 yıl geceli gündüzlü bir hücrede tecrit edilmek suretiyle müebbet ağır hapis cezasının infazında, anılan cezaların içtima edilerek infazın 4616 sayılı Kanun uyarınca yapılması hususundaki talebin reddi ile cezaların infazının ayrı ayrı yapılmasına dair, Elazığ 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 17.9.2004 gün ve 2004/199 müteferrik sayılı itiraz edilmeksizin kesinleşen kararının;
Dosya kapsamına göre, benzer bir olayda Yargıtay 9.Ceza Dairesinin 3.12.2004 gün ve 2004/6999-6820 sayılı kararında da belirtildiği üzere, Türk Ceza Kanununun 68 ila 77. maddeleri uyarınca cezaların içtimaının kanuni zorunluluk olup, ayrı infaz rejimlerine tabi olma hususunun cezaların infazı sırasında nazara alınması gerektiği, 4616 sayılı Kanun uyarınca 10 yıllık indirimin, her bir mahkumiyetin tabi olduğu infaz rejimine göre hesaplanacak fiilen çekilmesi gereken cezaların toplamı üzerinden sadece bir kereye mahsus olmak üzere uygulanacağı, dolayısıyla 4616 sayılı Kanun uyarınca 10 yıllık indirimin cezaların içtimaı müessesesi ile ilgisi olmayıp sadece şartla tahliye süresini etkileyeceği cihetle, adı geçen hükümlünün 4616 sayılı Kanun kapsamında bulunan 2 yıl geceli gündüzlü bir hücrede tecrit edilmek suretiyle müebbet ağır hapis cezasının 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanunun 19 ve Ek-2. maddelerine göre fiilen infaz edilecek olan kısmından anılan Kanun uyarınca 10 yıllık indirimin uygulanması gerektiği, bu halde geriye sadece 4616 sayılı Kanun kapsamında bulunmayan 12 yıl 6 ay ağır hapis cezasının kaldığı, bu cezanın da infaz edilmiş bulunduğu gözetilmeden, cezaların ayrı ayrı infazına karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, CMUK. nun 343.maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 9.2.2005 gün ve 6370 sayılı yazılı emrine atfen, Yargıtay C.Başsavcılığının 17.2.2005 gün ve Y.E./2005-26904 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla incelendi.
Aynı olayla ilgili olarak başka bir hükümlü hakkında Dairemizin yazılı emir yoluyla yapılan başvuru üzerine verdiği 3.12.2004 gün ve 2004/6999-6820 sayılı kararında da belirtildiği üzere TCK. nun 68 ila 77.maddelerinde yer alan içtima hükümleri cezaların toplanması ve sınırlandırılmasına ilişkin infazı ilgilendiren kurallar olup, cezaların bu hükümler uyarınca içtimaında yasal zorunluluk vardır.
Cezaların ayrı infaz rejimlerine tabi olması da bu zorunluluğu ortadan kaldırmaz. Ancak; gerek öğretide gerekse yargısal kararlarda benimsenen görüş içtimaa konu cezaların her birinin belirlenen toplam cezadan ayrı ve bağımsız olarak kendi varlıklarını koruyup hüküm doğuracakları yolundadır. (Ceza zamanaşımı süresi ve resen temyize tabi olma gibi)
4758 sayılı Yasa ile değişik 4616 sayılı Yasanın 1/2.maddesi uyarınca infaz sırasında yapılacak indirimin ne şekilde olacağı hususuna gelince;
Anılan maddedeki müebbet ağır hapis cezasına hükümlü olanların veya şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edilenlerin ya da aldıkları ceza herhangi bir nedenle şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin tabi oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından on yıl indirilir. İndirim verilen her bir ceza için ayrı ayrı değil, toplam ceza üzerinden bir defaya mahsus yapılır. Ancak bir kişinin muhtelif suçlarından dolayı cezaları ayrı ayrı tarihlerde verilmiş olsa bile, bu cezaların toplamı üzerinden yapılacak indirim on yılı geçemez hükmü ile yapılacak 10 yıllık ceza indiriminin, her bir mahkumiyet hükmü için tabi oldukları infaz rejimine göre hesaplanacak fiilen çekilmesi gereken cezaların toplamı üzerinden ve sadece bir kereye mahsus olmak üzere uygulanacağı açık ve kesin bir biçimde ortaya konulmuştur.
Yasalar, genel gerekçesi, madde gerekçeleri ve TBMM'de görüşülmesi sırasında ileri sürülen fikirlerin değerlendirilmesi ile yasanın söylemi, amacı da nazara alınarak genel hukuk ilkeleri doğrultusunda mantıki esaslara dayanılarak yorumlanmalıdır.
TCK. nun 68 ila 77.maddelerinde düzenlenen cezaların içtimaı müessesesi ile cezaların infazı sırasında nazara alınacak olan 4616 sayılı Yasa uyarınca yapılacak indirim hususunu birbirine karıştırmamak gerekir. Zira 4758 sayılı Yasa ile değişik 4616 sayılı Yasanın 1/2.maddesi tayin olunan cezaların niteliğini ve süresini değiştirmemektedir. Sadece infaz sırasında şartla tahliye süresini etkilemektedir. Bu nedenle yapılacak 10 yıllık ceza indiriminin cezaların içtimaı müessesesi ile ilgisi yoktur.
Hükümlünün çekmesi gereken TCK. nun 450.maddesine aykırılıktan verilmiş üç ayrı müebbet ağır hapis cezası ile 4616 sayılı Yasa kapsamında bulunmayan TCK. nun 168/2.maddesine aykırılıktan verilmiş bir muvakkat ağır hapis cezası bulunduğuna göre, 4616 sayılı Yasa kapsamında bulunan üç ayrı müebbet ağır hapis cezasından bir tanesi için bile hesaplanan fiilen çekilmesi gereken ceza miktarı 10 yıldan fazla olduğundan, 10 yıllık indirimin yalnızca bir müebbet ağır hapis cezasına uygulanması gerektiği, içtima sonucu belirlenen ceza üzerinden uygulama yapıldığında ise üç ayrı müebbet ağır hapis cezası ile 4616 sayılı Yasa kapsamı dışında kalan muvakkat ağır hapis cezasını da içine alacak biçimde dört ayrı ceza alanında indirim yapılmış olması sonucunu doğuracaktır ki bu da; 4616 sayılı Yasanın amacına aykırılık oluşturacaktır.
Sonuç: Açıklanan bu nedenlerle yazılı emre istinaden düzenlenen tebliğnamedeki bozma istemi yerinde görülmediğinden talebin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 23.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy