(5252 S. K. m. 6) (5237 S. K. m. 53) (765 S. K. m. 31, 33)
Dava: Hükmün niteliği itibarıyla re'sen temyize tabi olduğu usulüne uygun tebligata rağmen hükümlü müdafiinin duruşmaya gelmediği, geçerli bir mazerette bildirmediği anlaşıldığından, duruşmasız olarak yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü:
Karar: 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddesinin amaç ve kapsamı nazara alındığında yasanın tanıdığı yetkiye dayanılarak evrak üzerinden inceleme yapılması suretiyle, karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Ancak;
765 sayılı Türk Ceza Kanununun lehe olduğu kabul edilerek uygulama yapıldığına göre; 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanunun 6. maddesi uyarınca hükümlü hakkında tayin olunan müebbet ağır hapis cezasının hapis cezasına dönüştürülmesi, ağır hapis cezalarının kanuni sonucu olarak uygulama yeri olan TCK. nun 31 ve 33. maddeleri yerine hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olan 5237 sayılı TCK. nun 53. maddesinin uygulanması ile yetinilmesi, eski hükümdeki diğer hususların ve uygulama maddelerinin ise aynen bırakılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi,
Sonuç: Kanuna aykırı, hükümlü müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan re'sen de temyize tabi olan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA 17.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy