Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
... İl Emniyet Müdürlüğünce yürütülen 2013/245023 sayılı istihbari çalışmalar kapsamında, ... adlı şahsın kullanmakta olduğu “905376712198” nolu cep telefonunun dinlenmesi, izlenmesi, tespiti, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi ve kayda alınmasına dair talebiyle ilgili olarak Nöbetçi Hakimliğin görevsizliğine, talep konusu hakkında karar verilmek üzere evrakın TMK’nun 10. maddesiyle yetkili 1 nolu Hakimliğe gönderilmesine ilişkin ... Ağır Ceza Mahkemesi Nöbetçi Hakimliğince (TMK’nun 10. maddesiyle görevli) verilen 20.06.2013 tarihli ve 2013/779 teknik takip sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile görevsizlik kararının kaldırılmasına, ...'ın 3 ay süreyle iletişiminin tespitine, dinlenmesine, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ve kayda alınmasına dair mercii ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığının (TMK’nun 10. maddesiyle görevli) 25.06.2013 tarihli ve 2013/796 teknik takip sayılı kararı ile ilgili olarak;
05.07.2012 tarihli ve 28344 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun ile Ceza Muhakemesi Kanununun 250, 251 ve 252’nci maddelerinin yürürlükten kaldırılarak anılan Kanunun 250'nci maddesi ile görevli mahkemelerin yerine, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 10’uncu maddesinin birinci fıkrası ile “Bu kanun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar, Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca yargı çevresi birden çok ili kapsayabilecek şekilde belirlenecek illerde görevlendirilecek ağır ceza mahkemelerinde görülür……..” denilerek yeni ağır ceza mahkemelerinin kurulduğu, aynı Kanun ile değiştirilen Terörle Mücadele Kanununun 10’uncu fıkrasının üçüncü fıkrasının (c) bendinde ise “Yürütülen soruşturmalarda hakim tarafından verilmesi gerekli kararları almak, bu kararlara karşı yapılan itirazları incelemek ve sadece bu işlere bakmak üzere yeteri kadar hakim görevlendirilir.” hükmü ile TMK’nun 10’uncu maddesinde belirtilen suçların soruşturması sırasında hakim tarafından verilmesi gerekli kararları almak ve itirazları incelemek ve sadece bu işlere bakmak üzere kamuoyunda “Özgürlükler Hakimi” olarak bilinen hâkimliklerin ihdas edildiği,
Öte yandan, Telekomünikasyon yolu ile yapılan iletişimin önleme amaçlı denetlenmesi hususunun, mevzuatımızda 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nun Ek 7’inci maddesi, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu’nun Ek 5’inci maddesi ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nun 6’ncı maddesi ile düzenlendiği, anılan Kanun maddelerinde, önleme amaçlı iletişimin denetlenmesinde yetkili ve görevli hâkimin, talepte bulunan birimin bulunduğu yer itibarıyla yetkili olan ve 5271 sayılı Kanunun 250’nci maddesinin birinci fıkrasına göre kurulan ağır ceza mahkemesinin üyesi olduğunun belirtildiği,
Önleme amaçlı iletişimin denetlenmesinde yapılan bu belirlemeye karşılık 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunla birlikte kamuoyunda bilinen adıyla özgürlükler hâkimliği kurulduğu ve Geçici 2’nci maddenin yedinci fıkrasında,“Mevzuatta Ceza Muhakemesi Kanununun 250’nci maddesinin birinci fıkrasına göre kurulan ağır ceza mahkemelerine yapılmış olan atıflar, Terörle Mücadele Kanununun 10’uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen ağır ceza mahkemelerine yapılmış sayılır.” şeklinde düzenleme bulunduğu, söz konusu atıfla; özel yasalarda görevli mahkemenin, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250’nci maddesi ile görevli ağır ceza mahkemesi olduğunun belirtildiği durumlarda bu görevin Terörle Mücadele Kanunu’nun 10’uncu maddesi ile görevli ağır ceza mahkemesince yapılması gerektiğinin vurgulandığı,
Oysa, 5397 sayılı Kanunla getirilen düzenlemelerde ise doğrudan 5271 sayılı Kanunun 250’nci maddesinin birinci fıkrasına göre kurulan ağır ceza mahkemesinin üyesine atıfta bulunulduğu, her ne kadar TMK’nun 10’uncu maddesinde söz konusu hâkimliklerin görev tanımlaması “Yürütülen soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli kararları almak” şeklinde yapılmış ise de söz konusu hükümle CMK’nun 250’nci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen düzenlemeden farklı olarak, TMK’nın 10’uncu maddesi kapsamına giren suçların soruşturması ve kovuşturması aşamasında görevli hâkimler birbirlerinden tamamen ayrıldığı, anılan Kanun, teklif ile kabul edildiğinden bu değişikliğin gerekçesi meclis kanun gerekçeleri kısmında bulunmamakla birlikte, söz konusu değişiklik ile soruşturma ve kovuşturma aşamasını birbirinden tamamen ayırarak hâkimlerin uzmanlaşmalarını sağlamak ve koruma tedbirleri açısından teminat oluşturmanın hedeflendiği, bu değişiklikle soruşturma aşamasında görevli hâkimin kovuşturmada, kovuşturma aşamasında görevli hâkimin soruşturmada görev almasının önüne geçildiği, ayrıca, bu hâkimliklerin, TMK 10’uncu madde ile görevli mahkemeler nezdinde örgütlendirilmiş olup aynı mahkemenin hâkimleri olmakla birlikte mahkemenin yürüteceği kovuşturma faaliyetlerinde görev almadıkları, buna göre, CMK’nın 250’nci maddesi ile yetkili ağır ceza mahkemeleri ile TMK 10’uncu maddesi ile yetkili ağır ceza mahkemelerinin kuruluş, görev ve işleyişleri bakımından farklı bir düzenlemenin öngörüldüğü, bu sebeple önleme amaçlı iletişimin denetlenmesi tedbiri kararlarının 6352 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin amaç ve ruhuna uygun olacak şekilde TMK 10’uncu maddesi ile görevli hâkimlikler tarafından verilmesi gerektiği gözetilerek itirazın reddi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Adalet Bakanlığının 02.10.2013 gün ve 2013/15028/60609 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.10.2013 gün ve 2013/339835 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla;
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun Geçici 2. maddesinin 7. fıkrasında “Mevzuatta Ceza Muhakemesi Kanununun 250 nci maddesinin birinci fıkrasına göre kurulan ağır ceza mahkemelerine yapılmış olan atıflar, Terörle Mücadele Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen ağır ceza mahkemelerine yapılmış sayılır.” hükmü bulunmakla birlikte; 2559 sayılı Kanunun Ek 7, 2803 sayılı Kanunun Ek 5 ve 2937 sayılı Kanunun 6. maddelerinin önleyici ve koruyucu amaçlı tedbirler hususunu düzenleyerek söz konusu tedbirlerde karar verme görevini CMK’nın 250. maddesinin birinci fıkrasına göre kurulan ağır ceza mahkemesinin üyesine verdiği ve bu maddelerin yürürlüklerinin devam ettiği, yine 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunun o tarihte yürürlükte bulunan 10. maddesinin c bendinde TMK’nın 10. maddesi ile yetkili hakimliklerin görev tanımlaması yapılırken “soruşturma” safhasından bahsedilmesine rağmen bahsedilen tedbirlerin soruşturma aşamasıyla ilgili olmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde; kolluk biriminin talepte bulunduğu tarihte yukarıda belirtilen yasalar gereğince önleyici ve koruyucu amaçlı iletişimin tespitine karar verecek yargı merciinin hangisi olduğu hususunda o tarihte yürürlükte bulunan ilgili mevzuata göre her iki yargı merciinin de görevli olduğu kabulünün gerekeceği anlaşılmakla birlikte;
Somut olayda kolluk biriminin 24.06.2013 tarihli yazısı itiraz mahiyetinde olmayıp, ilk taleple ilgili olarak TMK’nın 10. maddesinin birinci fıkrasına göre kurulan ağır ceza mahkemesinin üyesi tarafından görevsizlik kararı verilmesini müteakip TMK’nın 10/3-c maddesi ile yetkili hakimlikten aynı konuda yeni bir önleyici ve koruyucu amaçlı iletişimin tespiti talebinde bulunmaktan ibaret olduğu, bu haliyle geçerli bir itiraz bulunmadığından dolayı hukuken geçersiz ve yok hükmünde sayılan ... Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’nın 25.06.2013 tarihli ve 2013/796 T.T sayılı kararının kanun yararına bozma yolu ile incelenemeyeceği anlaşıldığından, tebliğnamedeki kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
... ... ... ... ... Başkan Üye Üye Üye Üye
Full & Egal Universal Law Academy