Mahkemesi :Çocuk Mahkemesi
Suç : Silahlı terör örgütünün propagandasını yapma, 2911 sayılı Kanuna aykırılık, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması
Hüküm : 1- 14.04.2010 tarihli eylem nedeni ile;
a- 3713 sayılı Kanunun 7/2, TCK’nın 31/2, 62, 50/1-a-(3), 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
b- 2911 sayılı Kanunun 33/1, TCK’nın 31/2, 62, 50/1-a-(3), 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
2- 06.07.2010 tarihli eylem nedeni ile;
a- 3713 sayılı Kanunun 7/2, TCK’nın 31/2, 62, 50/1-a-(3), 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
b- 2911 sayılı Kanunun 33/1, TCK’nın 31/2, 62, 50/1-a-(3), 52/2-4.maddeleri uyarınca mahkumiyet
c- TCK’nın 170/1-c, 31/2, 62, 50/1-a-(3), 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
3- 11.07.2010 tarihli eylem nedeni ile;
a- 3713 sayılı Kanunun 7/2, TCK’nın 31/2, 62, 50/1-a-(3), 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
b- 2911 sayılı Kanunun 33/1, TCK’nın 31/2, 62, 50/1-a-(3), 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
4- 15.08.2010 tarihli eylem nedeni ile;
a- 3713 sayılı Kanunun 7/2, TCK’nın 31/2, 62, 50/1-a-(3), 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
b- 2911 sayılı Kanunun 33/1, TCK’nın 31/2, 62, 50/1-a-(3), 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
5- 10.09.2010 tarihli eylem nedeni ile;
a- 3713 sayılı Kanunun 7/2, TCK’nın 31/2, 62, 50/1-a-(3), 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
b-2911 sayılı Kanunun 33/1, TCK’nın 31/2, 62, 50/1-a-(3), 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
6- 18.09.2010 tarihli eylem nedeni ile;
a- 3713 sayılı Kanunun 7/2, TCK’nın 31/2, 62, 50/1-a-(3), 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
b- 2911 sayılı Kanunun 33/1, TCK’nın 31/2, 62, 50/1-a-(3), 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
7- 16.12.2010 tarihli eylem nedeni ile;
a- 3713 sayılı Kanunun 7/2, TCK’nın 31/2, 62, 50/1-a-(3), 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
b-2911 sayılı Kanunun 33/1, TCK’nın 31/2, 62, 50/1-a-(3), 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
8- 15.01.2011 tarihli eylem nedeni ile;
3713 sayılı Kanunun 7/2, TCK’nın 31/2, 62, 50/1-a-(3), 52/2-4. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
15.01.2011 olan suç tarihinin karar başlığına yazılmaması mahallinde giderilebilir eksiklik olarak kabul edilmiştir.
İddianame kapsamına göre; 06.07.2010 tarihli olayda sanık hakkında silahlı terör örgütü adına molotof kokteyli bulundurma ve atma eylemine ilişkin olarak her zaman dava açılması ve hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
1-06.07.2010 tarihli silahlı terör örgütünün propagandasını yapma ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması ve 16.12.2010 tarihli silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Yüz kapatmak suretiyle işlenen terör örgütünün propagandasını yapma suçu için gereken saik de nazara alındığında, 3713 sayılı Kanunun 7. maddesinin 2. fıkrasına 6459 sayılı Kanununla yapılan değişiklikle, örgüt propagandası ile oluşacak tehlikeyi somutlaştırmak amacıyla getirilen unsurun aynı fıkranın (a) bendinde düzenlenen suç için öngörülmediği belirlenerek yapılan incelemede;
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçlarının sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasıfları tayin edilmiş, cezaları azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2- 06.07.2010 ve 16.12.2010 tarihli 2911 sayılı Kanuna aykırılık, 14.04.2010, 11.07.2010,15.08.2010, 10.09.2010 ve 18.09.2010 tarihli silahlı terör örgütünün propagandasını yapma ve 2911 sayılı Kanuna aykırılık, 15.01.2011 tarihli silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçlarından kurulan hükümlere ilişkin temyize gelince;
Kanun koyucunun “sair düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri” ifadesiyle, 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin uygulanma kapsamı bakımından; düşünce ve kanaatin içeriğinden çok açıklama yöntemini dikkate aldığı, cezanın tür ve miktarı itibariyle bir sınırlama yanında suçların tek tek sayılması yerine, düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri bağlamında işlenebilecek suçların işlenme biçimleri itibariyle bir düzenleme yapmayı amaçladığı anlaşılmaktadır.
Kanun koyucunun yukardaki amacı gerçekleştirmeye çalışırken daha genel ve imkanlara işaret eden ifade biçimleri yerine “yöntem” ifadesini tercih etmesi üzerinde durulmalıdır.
Bir amaca ulaşmak için izlenen yol, usul ve metot gibi anlamlara gelen “yöntem” ifadesi, Kanunun geçici 1. maddesi çerçevesinde ele alındığında, korunmak istenenin; her türlü düşünce ve kanaat açıklama biçimi olmadığı, aksine; bir eylemin bu kapsamda kalabilmesi için meşru olan ve düşünce ve kanaat açıklaması bağlamında mutad olan bir yöntemle işlenmiş olması gerektiği sonucuna varılmaktadır. Buradan hareketle, eylemin işleniş yönteminin bizzat ayrı bir suç oluşturduğu veya düşünce ve kanaati açıklamak bakımından mutad kabul edilemeyecek olması halinde geçici 1. madde hükmü uygulanamayacaktır.
6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinde ifadesini bulan ve başkaca yazım biçimleri arasından tercih edilen “düşünce ve kanaat açıklama yöntemleri” ibaresi bu ilkeler ve Kanunun genel gerekçesi çerçevesinde değerlendirilmiş, terör örgütü propagandasını yapma eylemi ile örgütlenme özgürlüğü bağlamında ele alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma özgürlüğünün, ifade özgürlüğü ile yakın ilişkileri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince değerlendiriliş biçimi (29.06.2006 tarihli Öllinger-Avusturya, 26.07.2007 tarihli Barankevich-Rusya kararları gibi) nazara alınmıştır. Buna göre, sanığın 3713 sayılı Kanunun 7/2. maddesi ile 2911 sayılı Kanunun 33/1. maddelerine uygun olduğu kabul edilen eylemlerinin mutad ve meşru bir “düşünce ve kanaat açıklama yöntemi” olduğu kabul edildiğinden, sanığa yüklenen suçların tarihleri ve işlenme yöntemleri ile temel şekli itibariyle gerektirdiği cezanın süresine göre, hükümden önce 05.07.2012 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesi kapsamında düşünce ve kanaat açıklama yöntemiyle işlendikleri ve bu nedenle sanık hakkında açılan davalara ilişkin olarak kovuşturmanın ertelenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 05.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy