Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma
Hüküm : Sanıklar hakkında;
1- İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma: TCK'nın 297/1, 62/2, CMK'nın 231. maddeleri uyarınca mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
2- Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan: TCK’nın 191/2-3-4-5. maddeleri uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Ceza infaz kurumuna uyuşturucu ve uyarıcı madde sokma fiilinin TCK'nın 297. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesinde mevcut "suç konusu eşyanın bulundurulması ayrı bir suç teşkil ettiği takdirde fikri içtima kurallarına göre belirlenecek ceza yarı oranında artırılır." şeklindeki kural gereğince uyuşturucu madde bulundurma ve cezaevine yasak eşya sokma suçlarını oluşturduğu, yukarıda belirtilen düzenleme gereği bu iki suçtan daha ağır cezayı gerektiren infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokma suçundan dolayı TCK'nın 297. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi ile tayin edilecek temel cezanın aynı madde ve fıkranın ikinci cümlesi gereğince yarı oranında arttırılması gerektiği gözetilmeden, anılan maddenin yanlızca birinci fıkrası ile uygulama yapılarak belirlenen ceza yönünden mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına,
ayrıca TCK'nın 191/2. maddesi gereğince cezaya hükmolunmadan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği gerekçesiyle Cumhuriyet savcısının temyizi bulunmakta ise de; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararlar ile sanıklar hakkında “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma” suçundan dolayı, TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen “tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararın, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 20.03.2012 tarihli ve 2012/785-101 sayılı kararında açıklandığı üzere, sözü edilen fıkraya 6217 sayılı Kanunla eklenen cümlenin yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihinden önce ya da sonra verilip verilmediğine bakılmaksızın, itiraza tabi olup, temyizi mümkün bulunmadığından Cumhuriyet savcısının itirazı hakkında da merciince karar verilmiş olduğundan temyiz dilekçesi yönünden temyiz incelemesine yer olmadığına, sanığın 06.12.2011 tarihli dilekçesindeki itirazına ilişkin gereğinin merciince yapılmak üzere dosyanın mahalline İADESİNE, 24.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.